
Aylardan kasım,ben eylülü severdim önceden.Mehmet Rauf'un Eylül adlı kitabının kapağını sevdiğimden severdim eylülü...
öyle çok kullandılar ki,insanlara verdiler ismi,kelime eskidi...silindi kafamdaki resim,halbuki ne sıcaktı.
sıcağı oluşturan renkleri vardı;sarı, kırmızı, turuncu kaplıydı yapraklar...
ağaçlar arasından ince bir yol geçiyordu...
klasik bir sonbahar tablosuydu belki de ama benim gözümdü o gören...
lisedeydim o zamanlar...
ben eylülü okurken insanlar bana deli gözüyle bakıyordu.
"kitap okunmamalı test çözülmeli."
bu zihniyet neler getirmişti bana ya da neleri getirmemişti...
neydim ben o zamanlar şimdi neyim?
bir fotograf,bir tablo,bir kitap,bir sözcük hatırlatabilir size geçmişi...
gitmeye ne hacet.
mesela sonbahar deyince aklıma ortaokul döneminde türkçe öğretmenimizin verdiği bir ödev geldi.pencereden dışarı bakıp betimleme yapacaktık.
mevsim sonbahardı...
pek güzeldi manzara...
yapraklar vardı,kimine göre atılıp hırpalanmış,kimine göre arınılmış...
ama sıcaktı o ayazda...
bisikletli bir çocuk vardı patikada...
yürüyen birkaç çocuk sapmıştı bizim yola...
sırtlarında kocaman çantalar,önlükte sallanan yakalar...
sonra bir yağmurlu gün geldi aklıma.
tek başıma yürüyordum,eve idi adımlarım.
yağmur vardı havada,ben aşıktım.ilk aşk...
acı çekmenin zevkine varmaktı benimkisi.
"bugünü hatırla yıllar sonra" dedim içimden.
birçok yağmurlu gün olmuştu ben severken.
ama o gün demiştim ben.
sonra "sonbahar" vardı sevdiğim bir eski şarkıda...
mevsimimi seçmişim ben önceden...
aklıma geldi işte öyle...
feridun nadas söylesin şimdi.
yağmur çiselesin.
sokaktan bir kız geçsin...
çok zaman geçsin,okuyayım ben bu yazıyı.
mevsim sonbahar olsun.
kasım da bitince bitecek mevsim.
zama geçsin istiyorum ama baki kalsın mevsim...
şarkı yazmak istiyorum,avaz avaz söylemek ulu orta:
Ankara'da sonbahar...
kopyacı olmak istiyorum.