22 Kasım 2009 Pazar

Yarım



Yarım kalmış bir yazı gibiyim. Yarımım sadece. Yarım.
Bir anlam yüklenmeye çalışılmış ama anlamlandırılmamış gibiyim.
Nereye gideceğimi bilmiyorum, ne yapacağımı...
Belki hep böyle yarım kalacağım, onu da bilmiyorum.
Ama bir yanım hep eksik, bir yanım hep yok...
Gülüşlerim yarım, harflerim silik, okunamıyorum.
Şimdi, ne yazsam yarım kalır, ne yazsam anlamsız olur gibi geliyor.
İşte, anlatamıyorum!

Bekliyorum kalan yanım ile belki...
Ne beklediğimi bilmeden, bekliyorum.
Yarım bir bekleyişten öteye gidemiyor beklentilerim.

17 Kasım 2009 Salı

Not - I

Bazen, sırf bir şey demiş olmak için kullanıyorum ya sözcükleri...
Sinir oluyorum.

14 Kasım 2009 Cumartesi

Umut Var!



Her şeyin farklı olacağı bir gün biliyorum.
O gün farklı yağacak tüm yağmurlar
Islanmayacak bu şemsiye
Islatmayacak günler, gözlerini
Bir başka ısınacak odalar
Bir başka sevecek insanlar

Her şeyin farklı olacağı bir gün biliyorum.
O gün sormayacaksın "neden" diye,
Tüm sorular kaybolacak yanıtlarda
Akıllarda dinginlik...
Sessizlikte, bir güneş doğacak.

Her şeyin farklı olacağı bir gün biliyorum.
O gün umursamayacaksın pazartesiyi, salıyı...
Evlerde bir tatil hazırlığı
Tüm kapılar huzura açılacak,
Tüm seferler istenilene varacak.

Her şeyin farklı olacağı bir gün biliyorum.
Birileri hep gelecek o gün
Silinecek beklemeler, gitmeler, bitmeler.
Her şeye yeniden başlanacak,
Kaybolacak dünler...

Her şeyin farklı olacağı o günde
Yeniden oluşturulacak diller,
Silinecek tüm olumsuz önekler...

Her şeyin farklı olacağı bir gün biliyorum
Saate bakmadan geçireceğiz o günü,
Kimse sormayacak akreple yelkovanı...
"Tam zamanı" olacak her şeyin,
Zaman gerekçesiymiş, denilecek
Gereksiz bir matemin.

Her şeyin farklı olacağı bir gün...
Biliyorum!
Bir gün gelecek.

12 Kasım 2009 Perşembe

Çapraza Karışık - II



* Havalar çok güzel bu aralar. Yağmur ve rüzgar bir arada...Seviyorum kasım ayını, hiç bitmese keşke...

* Yoğun bir sınav haftası beni bekliyor galiba. Derse çok gitmeyen, gidip de bir şey yazmayan, yazmaması yetmiyormuş gibi dinlemeyen uyuklayan birinin işi ne kadar zorsa benim de o kadar zor işte. Odanın bir köşesinden bana göz kırpan fotokopilerimle bakışmaktayız ara ara. İlgileneceğim ama...

* Sınav zamanı mutfaktan çıkmayacağım gibi hissediyorum, sınav fikriyle birlikte mutfakta bitmeye başladım. Yemek yapmak bir kaçış mıdır?

* Öyle bir kabus gördüm ki geçen gün, evde anlatmam yasaklandı. Kabusumun hatırlayabildiğim kadarından korkan insanlar var. Hatta yalnız bir cümlesiyle korkan bile var. Ama ben anlatmaya çabalıyorum yine de, biraz gıcıklık vardır, bilmezsin beni.

* Bayram birkaç gün sonraymış gibi bilet bulma derdindeyim. Babam dönüş biletimi alınca, bana gidiş biletini almak farz olunca haliyle stres oldum(zaten gidecektim ama ne bileyim bu kadar yakın olduğunu bayramın). Sınıftan çok da haberim olmayınca perşembe günü için biletimi almıştım, tek bir bilet kalmıştı, çok sevinmiştim onu alabildiğime. Sonra öğrendim ki, çarşamba kimse gelmiyormuş. Şimdi de çarşamba bilet bulma derdindeyim. Dert dediğime bakma, iki adımlık aştiye gitmeye üşeniyorum.

* Bugün TOBB'da başlayan matematik etkinliklerine katıldık. İnsanlar İzmir'den, Samsun'dan daha bilmediğim nerelerden bu etkinlik için gelmişler. Tanıdık insanlar gördüm, şaşırdım. Bana "Eee sen Ankara'daymışsın, gelmen gerekiyordu zaten." dedi Samsun'dan gelen kişi. "Yoo, gelmem gerekmiyordu" demeyi isterdim ama demedim. Konuşmalar başlamadan içilen kahveler kar etmedi, sıkıldık, uyukladık. Ama arkadaşlar iyidir, kendimizce eğlendik...

* Dersine çalışmayan bu insan evladı iki gündür gecenin 4'üne kadar öykü yazmakla meşguldü. Sonunda tamamlanan öyküleri bugün birçok terslikten sonra kargoya vermeyi başardım. Kısmet artık...

* Terslik dedim de çok feci terslikler oluyor, anlatsam gülersin. Ben de gülüyorum emin olabilirsin.

* Film izleyesim var her an. Kendimi dizginlemeyi öğrenmeliyim.

* Sonbaharın yaşandığı filmler izlesek daha güzel olur bir de.

* Bir de Jane Austen uyarlamalarına benzer filmler bulsam. Şöyle balolu, balon etekli ama çok da eski sayılmayacak filmler... Şu film onlardan ama altyazısı yok daha...
* Yabancı dizilere ara verdim, uzun zamandır izlemiyorum. Bir tek HIMYM'nın yeni bölümlerini indiriyorum ara ara. Sultan Makamı'na taktım, youtube sağ olsun. Bir ara ondan bahsederim belki, kimbilir?

* Yazın sulanmayınca saksıdaki çiçeklerim kurumuş. Yeni çiçek alsam, çok mutlu olsam olur ki.

* Go ile tanıştım dün. Güzel oyun, sahiden. Bugün de şu mat. etkinliklerinde "akıl oyunları" diye bir konuşma vardı. Filmle de go ile de alakası yoktu konuşmanın ama art arda gelen bu rastlaşmalar hoşuma gidiyor.

* Güzel birgün idi. Havalardan, havalardan... Öyle mi ki?

* Çapraza karışık başlığını atma nedenimi söylemiştim sanıyorum. Bir daha söyletme şimdi bana.


Görüşürüz blog.
Görüşmeliyiz bence.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Unutuş



Ne zaman geldiğini bilmiyorsun.

Bir anda, bir zaman bakıyorsun yerleşivermiş bir köşeye...

Misafir gibi olmuyor, sanki evin sahibiymiş gibi davranıyor.

Yadırgamıyorsun...

Sana sonsuza kadar orda kalacakmış gibi geliyor, ki böylesini istiyorsun...

Sonra bir gün, hep orda kalacağını düşündüğün günlerden belki hemen sonra, bakıyorsun yok!

Ardında birkaç eşyasını bırakıp gitmiş...

Sanki normalmiş gidişi, sanki gitmesi gerekmiş, gidecekmiş gibi düşünür buluyorsun kendini...

Bir gidişin burukluğundan ve ardında bıraktığı - artık çok da önemli olmayan- eşyalarından başka geriye bir şey kalmıyor...

Üzülüyorsun.

Bir gidişi hak etmeyen şeyler olduğundan, kalsa güzel olacağından, bir gelişin tekrarı olmayacağından, üzülüyorsun...

.
.
.

4 Kasım 2009 Çarşamba

İnandıysam sözde,
Bir söze kandıysam,
Suç bende.
Bir sözle kanattıysan ama
Kaçma artık, sobe.

Sabit durmadım geçmişte,
Bir adım idiyse gereken,
Hep ben attım.
Ama bu kez, umduysan yeniden...
Yanıldın.