
Biz beş kişiyiz aslında. Her şey bir ortaokul zamanı, bir dershanede aynı sınıfa düşmemizle başlamış idi. Kimisiyle aynı sırayı paylaşacak kadar samimiyken, kimisiyle bir selamımız var idi, kimimiz bunu yapmayacak kadar içine kapanmıştı. Bilmiyorduk samimi olacağımızı, şu küçük ilçede buluşacak onlardan yakın kimsemin olmayacağını bilmiyordum.
Bir sınav sonrası hepimiz bir öğretmen lisesinin yatakhanesinde buluşmuştuk. Neydi? Kader... Bir yıl aynı odayı paylaştıktan sonra ayrı sınıflara, ayrı bölümlere dağılmıştık. Araya mekan girmişti ; lakin zaman aynı zamandı. Bir saat misali; ayrılınca duran, birleşince tiktaklamaya devam eden...
Su gibi geçen bir 4 yılın ardından herkes umduğu yahut ummadığı bölümlere dağılmıştı, umduğu yahut ummadığı şehirlere... Canlarım biri mat. öğretmenliği ikisi tıp ve bir hukuk olmak üzere okuyorlardı işte!
Bugün bir tanesi hariç, 4 kız toplaştık yeniden. Ben biraz insafsız olduğumdan(napıyım arayıp sorma huyum yok) bana biraz kırgınlıklarını belirtseler de eski halimize dönüvermiştik kısa zamanda. Yine o mutlu, yine o cıvıltılı hale... Baksan hepimize o kadar farklıyızdır ki (kim demiş farklı insanlar anlaşamaz diye) ama bir ortak noktada buluşuveririz işte: Arkadaşlık.
Ankara'dan dönünce, eski arkadaşlarım, komşu insancıklarımın hanım kişileri "Eskiden böyle değildin, pasifleştin..." gibi naralar atadursunlar bana. Onlara "Küçüktüm ve çevremde siz vardınız, herhalde dışarıda olacaktım, herhalde okula gidecektim..." diyemiyordum ama demeyi isterdim, gerçekten! Yani o beş kişiden başka arkadaşım yok benim bu şehirde...Ailem, birkaç akraba ve onlar... Onlar okudukları şehirlerden gelinceye kadar evde tıkılır halde oluyorum genelde:)
Çevremde çoğu zaman olmayan ama bir şekilde içimde yer edinmiş, olmadı mı da olmayan insanlarım onlar, arkadaşlarım. Bugün bir kez daha anladım ne çok sevdiğimi, sevildiğimi... Çok ara vermeden arayıp sormam gerektiğini...
Arkadaşlık güzel şey be!
Az ama her şey olanlar var ya ondan işte...







