
"Küçücük bir dünyam var benim."
Eskiyen, ileri geri kullanılıp eskitilen bir cümledir.Belki bencillik ediyorum, belki -istemeden de olsa- alçaltıyorum çevremdekileri; ama bu cümleyi kuran birçok kişinin kendi dünyası olduğunu düşünmüyorum. Bugün orda, yarın şurda, eğlen, coş, düşünmeden, kafanı yormadan yaşa...Bu mu o küçük dünya? İçine herkesi sığdırabileceğin kadar esnek mi bu?
"Küçücük dünyam"...Ve sonuna eklediğin o "sıcacık" sözcüğü, o göreceli söz... Kapını her gelene açtıkça, kapıyı ardına kadar açık bıraktıkça, soğumadığını iddia ettiğin o dünya...Sıcacıktı, öyle değil mi? Sıcak...
Benim de var öyle bir dünyam. Ben içine sevdiklerimi koyduğum dünyama "küçücük" demem ama...O "küçücük" olan, kendi iç dünyamdan başkası değildir. Hani kalabalıklar içinden çekildiğim köşe, hani yorgan altı düşüncelerini sakladığım kuytu, hani izlerken etrafımı, olan biteni görmek istemediğimde, umursamadığımda, dinlemediğimde, dinleyip de konuşamadığımda gittiğim gizli geçit...Yollarına hep kestirmeden ulaşabildiğim ev. Kapısı olmayan, sıcaklığını da soğukluğunu da kendi içinde muhafaza eden; ayan beyan mevsim değişiklikleri dışında, etraftan etkilenmeyen kutu...
Havaların soğumasından mıdır, nedendir bilmem, saklanır oldum köşeciğime. Etrafım kalabalıklaşsa da; ben hala oradaymışım gibi bir görüntü verip, bedenimi ve birkaç sözcüğümü onlarla bırakıp, gider oldum gizli evime. Küçücük benliğimi küçücük dünyama sığdırıp, çekilir oldum inzivaya...
Birkaç gündür böyleyim, çok değil. Birkaç günün birçok saati böyle olunca, sanki çokmuş gibi geliyor ama değil...Belki yoruldum etrafımda olan bitenden, bu yaşama kargaşasından, konuşulan ama bir türlü sonuca ulaşmayan cümlelerden(siyaset ve türevleri), gülünen basitliklerden, hayret edilen ama bir fevkaladelikten yoksun olaylardan, üzen, sinirlendiren ondan, bundan, şundan...İçinde çoğu zaman benim de bulunduğum her şeyden...
Başka dünyalarda geçirdiğim vakitlerin çokluğundan olacak, özlemişim kendi dünyamı...Küçücük, fazlalıklardan yoksun, belki şirin, belki renkli, belki biraz gölgeli, çokça düşünceli...
Belki, biri çıkıp buna "yalnızlık!" diyecek, yine bir yafta bırakıp gidecek ardına bakmadan...Kolay nasılsa bu...Sanki ben bilmiyorum da o kelimeyi, eveleyip geveliyorum ağzımda sözcükleri...Sanki yalnızlığı bilmeyene yalnızlığı anlatıyorum...Laf!
Değil yalnızlık falan. Bu olsa olsa; insanın kendi içinde kalabalıklığıdır, kendi içinde yaşanabilirliğidir...İnsanın kabuğundan çıkıp yine kabuğuna dönmesidir...Bu olsa olsa öze dönüş, öze gömülüştür...
Bu, benden başkasına "neyse ne"dir...






