26 Ağustos 2008 Salı

çok neden.

neden insanlara bu kadar çok değer veriyorum?
neden?
neden?
neden?
neden devamlı hayal kırıklığı bırakıp çekip gidiyorlar?
neden yaralarımı sarmadan yeni bir yara oluşuyor?
neden kanayan yeri kanatıyorlar yeniden yeniden?

camdan değilim belki ama
can da kırılır...

mutlu olmak için elimden geleni yapıyorken,biri çıkıp her şeyi altüst ediyor.
yeni kurulan bir çok şeyi yıkıp geçiyor.
hem neden bu kadar yüzeyseller?
neden empati de kuramıyorlar?
neden bir sürü cevapsız soruyla bırakıp hayatlarına dönüyorlar?
neden bir şeyi tamir etmek yerine artlarına bakmadan yeniye koşuyorlar?

ben samimiyet istiyordum.
çok mu?
artık buraya güzel şeylerden bahsetmek istiyordum.
bak bazı şeyler yoluna giriyor demek istiyordum.
her şey yerinde bile saymaz oldu.
birkaç günlük mutluluğa fesleğen doydu.
doyduruldu.

hayır gözüme toz kaçmadı,gecenin bu saatinde,evet,tam bu saatinde soğan doğruyorum.
niye merak ediyorsun?
hoşuna mı gitti?

beklenen neredesin?
çok yoruldum.
çok...

2 yorum:

EsteticA dedi ki...

aslında bunu birkaç gün önce yazacaktım, ama fırsatım olmadı.

babam bir keresinde "dibe vurmadan yüzeye çıkmak zordur" demişti. ne kadar doğru, ne kadar yanlış bilemem. kişilere göre değişir bu söz belki. benim için öyle oldu, öyle olmaya da devam ediyor. neyse.

şöyle bir düşününce hayat küçükken iskambil destesiyle yaptığım binalara benziyor. ne kadar özenle yaparsam yapayım, birisi gelip yıkmak isterdi. genellikle yıkardı da. sanırım insanoğlunun huyu bu. yapılanı yıkmak, var olanı kirletmek kolay geliyor bize.

ne seni teselli edebilecek sözlerim var, ne de sorularına cevaplarım. ama kısa bir süre önce aynı soruları ben de soruyordum. şimdi o kadar merak etmiyorum ama, o zaman birisinin gelip "ben de böyle hissediyorum/hissettim" demesini isterdim.

o yüzden yazayım dedim.

a.nur... dedi ki...

"Dibe vurmadan yüzeye çıkmak zordur"
sevdim ben bu lafı :)
ya da sevmek istedim,bilirsin...

yıkılan binaların altında kalmak yerine yeniden yapmak istiyor insan,ama ayağa kalkmak umduğundan çok zaman alıyor.ve bir yanın hep yara alıyor,tamiri zorlaşan...iskambil kağıtlarına da güvenemiyorsun,biri yaptıysa hepsi yapar diyorsun...öyle işte.

teselliler de avutmuyor bazen zaten...ve bazı soruların cevabını kimse bilmiyor,bilse de susuyor cevaplara...birinin benim gibi hissetmesine elbet sevinmedim,kimse bu sorular içinde boğuşmasın,iskambil kağıtlarına umutla bağlansınlar ama yalnız olmamak güzel her koşulda...

saol,umarım ben de merak etmem zamanla cevapları...
bekliyorum hala.