11 Ağustos 2016 Perşembe

Hiçbir şey Hakkında Her şey


* Bir süredir ırmağın üstündeki saman çöpüyüm ben, sürüklenip gidiyorum öyle. Gıkımı çıkarmıyorum. Yorulmuşum artık düşünmekten. Nereye demeden gidivermek ne güzel şey!

* Birileri benim yerime düşünsün ve karar alsın istiyorum. Uğraşmayım hiçbir şeyle. Oturayım hatta ben. Sanıyorum Kore ya da Japonya'da hiçbir şey yapmamakla ilgili bir etkinlik varmış. Katılasım var.

* İnsanlar ve muhteşem hayatları... Kıskanıyor muyum? Belki biraz. İmrenme galiba daha çok...

* Filmlerde her şey biter ve hani güzel bir şarkı çalar, sarılmalar olur ve yürürler ya, ondan yapasım var. Hem saatlerce yürüyebilirim ki ben! Sadece mutlu bir sona ihtiyacım var ya da biraz netliğe...

* Üç nokta koymak çok manidar ve duygusal diye iki nokta diye bir şey çıkarmışlar. Arada duygusal görünmeyeyim diye kullansam da içim bi' rahatsız. Kuralcı bir insansam demek...

* Yaşım 27 ama ben 33 gibi hissediyorum. Neden böyle oluyor?

* Umut diye bir şey vardı, arada uğruyor ama... Biliyorum da... Mükemmelin çok uzağındayım. Yani Allah'tan ümit kesilmiyor ama kendimi her şeyin kötüsüne ayarladım. Mükemmeli istemek için mükemmel olmak gerek ve ben mükemmel değilim, öyle ya!

* Hı hı, bu aralar kendimi pek sevmiyorum.

* Belki yarın, bambaşka olur şey şey. 

* Olmayacak muhtemelen biliyoruz bunu ;ama sevimli şeyler de yazayım dedimdi.

* Kendi hatalarımız için diyorum, kendi hatalarımızı örtbas etmek için başkalarını suçladığımız gün adamlıktan çıkıyoruz biraz. Olmuyor. Ben sevmiyorum öyle insanları. Suçlu olmak suç değil.

* Evet yanlış kararlar verdim ama bilmiyordum. Kahretmesin! Bilmiyordum böyle olacağını. Tanıdım sandım. Anladım sandım o en kendimi beğenmişliğimle. Oysa ben kendini beğenmiş bir insan sayılmazdım. Neden böyle oldu?


* Bilmiyorum. Bilmiyorum. Bilmiyorum.

* Düşünmek beyin hücrelerimi öldürüyor sanki. Acıyor.

   Biraz gülsem geçer belki. 



D.N: https://youtu.be/MI5ATamjnfk eşliğinde yazıldı.




23 Temmuz 2016 Cumartesi

Sevgili Ender


23 Temmuz yine geldi çattı bak... Bu birlikte dokuzuncu 23 Temmuzumuz, parmak hesabıyla buldum şimdi. Ne çok olmuş, farkında değilim hiç... Geçen 23 Haziran'da hotmail üzerinden anımsatma geldi, Allah Allah dedim yoksa ben yıllarca yanlış tarihlere mi anlam yükledim, hiç de demiyorsun ben başka gün doğdum diye... Sonra kendimi ikna ettim ve benim için senin doğduğun günün bugün olduğuna karar verdim. Belki sadece benim kutladığım bir doğum gününün olma olasılığı tatlı gelmiştir. Şimdi düşündüm de yapılabilirmiş öyle şeyler...

Yazı kalıyor. Ne iyi bu... Düşünselimiz yok ki içine atalım. Yazımız var sadece, hepsi bu. Bu yazıyı da o yüzden yazıyorum. Bu dokuz yılın üzerine yenilerini ekleyemeyeceğiz ne yazık ki, o yüzden hatrımda kalsın istiyorum.

Bak geçmişte yazmışım, şimdi hayal meyal canlanıyor...


29 Eylül 2007
İlk buluştuğumuzda, senin bana yolladığın küçük resimli kâğıt işte o günden kalmaydı sanıyorum. Ergenmişim malum ama yazmış olduğuma çok sevindim. İyi ki...

Sonra senin beni emesenden sildiğin bir zaman vardı hatırlar mısın? Çok kızmıştım sana. Sinirimden ağlamıştım. Onu da yazmışım. İşim gücüm yazmakmış o zamanlar. Nefret kusmuşum resmen eheh:



2 Kasım 2007
Bana sabit fikirli basit kız demişsin, çok ayıp etmişsin. Sinirlenmekte haklıymışım. Bir de beni engellemişsin olacak iş mi bu? :p



14 Kasım 2007
Korktuğum başıma gelmemişti. İyi geçmişti her şey. Bundan sonraki her şeyi borçlu olduğum gün tam da o gün galiba...

Böyle işte sevgili Ender. "Her şey işte böyle oldu önce."

Başka doğum günlerin de böyle geçmiş bak:



2012 - 21 Temmuzda

2015- Bu

Hiç üzüntünü belli etmezdin bana -belki hep mutlu olmayı becerebilen insanlardandın- o yüzden ben seni bugünler boyunca hep mutlu bildim. Birlikte geçirdiğimiz günlerde de öyle, hep gülerdik. O yüzden şimdi de mutlu olduğunu varsayıyorum. Hem gülmek sana çok yaraşıyor. Umarım çok güzel geçer bugünün de ve bu yaşın da. Hep ama çok mutlu ol. 27'yi ben sevmedim ama dilerim sana, bana davrandığından daha iyi davranır :N

Öyle işte... 

Doğum günün kutlu olsun.

İyi ki doğdun,
yüz binlerce iyi ki...

Yerin hep ayrı...

(Tekirdağ'daki minik pastanede yediğimiz pasta gelsin buraya, hıhım :N)








4 Temmuz 2016 Pazartesi

Darcy Düşleri


Sabaha karşı bitirilen bir Pride & Prejudice daha...

Yıllar geçiyor ama bazı şeyler hep aynı. Tüm repliklerini, mimiklerini ezbere bilmeme rağmen etkisi altına alıyor beni her seferinde. Seviyorum.

Ve bir de Darcy var işte.
Kalbimin sahibi. (:p )
Gerçek olamayacak kadar muhteşem.




18 Haziran 2016 Cumartesi

Bir Zamanlar






Lütfen.





12 Haziran 2016 Pazar

E


Rüyalar...
Art arda, biri yeterince kotu değilmiş gibi birinden uyanıp bambaşka ama daha da kotu bir baska rüyaya geçmek... Belki beş ayrı kez; görmeyim, üzülüyorum dediğin kişiyi görmek... 
Baska onu görebileceğim bir yer olmadığı icin mi oluyor tüm bunlar? 

Güzel rüyalardan uyanıp tekrar görürüm umudu ile uyuyunca devam etmez ya, kötüler niye boyle olur kı?

Hayır, yol boyunca gözlerim onu aramamıştı ki hic.

Belki uzaktan da olsa, dememistim zaten.

Ondan haber alabileceğim tonla yer de vardi. (Niye yok niye niye!
)
Kötü de olsa rüyada gördüm dediğim icin bir parca mutlu olduğumu kendime itiraf edebilecek miyim?


İnsan ettiğini buluyor, istemeden de olsa.
Hep bunu düşünüyorum.
İçim acıyor.
Güzel seyler ne zaman olur?



4 Haziran 2016 Cumartesi

Paralel İki Doğrunun Sonsuzda Kesişmesi


Susmak gerekir, bundan sonrası için hep. Yazmamak, aramamak, sormamak gerekir. Yokmuş, hiç de olmamış gibi düşünebilmek... Ya da dur, düşünmemek -hele onu hiç- geçmişte bir yerde tanıştığınızı bile unutmak... Nasıl olduğunu, artık nerede yaşadığını bile bilememek. Bambaşka yerlerden hayatlar -nasıl oldu da kesişebildi ki zaten?- hiç kesişmemiş gibi düşünmek. Affet, düşünmemek.

- Nasıl yapılıyor?


Hem, kimse hatırlamaz ki bizi; biz hatırlamadıktan sonra.


Oysa ben, düşündüğün gibi senin kafanda yarattığın hayali bir karakter değildim. Gerçektim. Vardım. Öyle olayım mı istemiştin o zamanlar? O yüzden miydi... 

                                                     
                                                           *  *  *


Şimdi bunları konuşmak neyi değiştirir ki, diyorlar. Evet, hiçbir şeyi değiştirmez muhtemelen. Sadece minicik bir iz bırakır, kıytırık bir blog sayfasına. Hatırlanma umudu.

- Nasıl yapılıyor?