24 Aralık 2017 Pazar

Hiç Gelmemiş Birine Git Demek


Artık blog yazmanın modası geçti. Yalnız sen ve ben kaldık bu beyaz boşlukta. Sesimiz duvardan duvara çarpacak, birbirine karışacak zaman zaman ama kimseler duymayacak yine de. Hem herkes duyamaz ki zaten bizi...Cümlelerimizi duyarlar evet, ama sesimiz duyulur mu? Hissedebilirler mi benim içimdeki sesi? Her şey bambaşka orada. Sen bile.

Ne kadar kalacaksın burada, belli mi? Bana hiç gitmeyecekmişsin gibi geliyor çoğu zaman. Uzun uzun duvarlara baktığımda en çok. Bir filmi durdurduğumda bazen de... Ama sabahları umutla uyanıyorum biliyor musun? Sanki hiç olmamışsın gibi geliyor o zamanlar. Olmamış olman, evet, bir umut sebebi olabiliyor bana. Sonra günün bir saatinde öylece çıkıveriyorsun karşıma. Tanıdık bir yüz, ne iyi. İyi geliyorsun önce. Sonrası malum.

Boş ver.

***

Kal biraz. Çünkü alışıyor insan. Her şeye sebepler buluyor saçmasapan. Senin ağzından konuşuyor. Kendi cümlelerini sen sanıyor. Kal az daha, lütfen, yalnız burada.

Ama sonra,
sessizce
hissettirmeden
git
olur mu?









14 Kasım 2017 Salı

Bir Anlığına da Olsa


Hava git gide soğuyor, yine. Bir mevsim başka bir mevsime yaklaşıyor, yaklaştıkça karışıyorlar birbirlerine, benzeşiyorlar... İç içe çokluklar... Sonra yeniden sabitleniyor renk. Sarıdan beyaza, beyazdan pembeye pembeden de kırmızıya geçiyor... Arada yeşiller, morlar, griler, toprak renkleri... Ve bir yıl daha toparlanıp gidiyor. Yaş alıyoruz, yaş satamıyoruz, ne tuhaf. Hepsi bize kalıyor. Yirmi sekiz yıllık bir Ayşe, henüz. Elimde büyüdü.


*

Yüzümü okşuyor akşam rüzgarı. Pürüzsüz, ipekten. Üşütmüyor, seviyor, iyi ol diyor, yaşa diyor. Kendim için bir nefes daha alıyorum. Oh be diyorum, iyiyim şimdi. Öyle yalnız; ama olsun. Yürüyorum. Eve gideyim diyorum, evime. Akşam olmuş. Isınırım biraz. İki lokma yerim, belki bir çorba yaparım. Mutfakta annem yine hangi erzağın yerini değiştirmiş diye söylenirim. Kavanozun birini aradığım yerde buldum diye gülümserim. Aferin bana derim çorbayı içerken, bugün de doydum. Âlâ. Ne de güzel yapmışım! Of of of, ellerime sağlık!


*

İnsanlar yeni keşifler yaparlar bu arada. Yeni hisler tadarlar. Başkalarının tattığı ama onların henüz keşfetmediği hisler. Bir kadın ilk portakallı ördek deneyimini çocuklarına tattırır, bir adam ektirdiği saçlarına bakar dikiz aynasından, uzak ülkelerin birinde yeni bir maden bulunur, bir çocuk zor bir problemi çözer, bir şehre bomba düşer, insanlar ölür, soğuk bir kasabada yoksulluk kokar bir kadının nefesi, ekmekler çıkar fırından başka bir yerde, üçüzlerine isim düşünür bir çekirdek aile, ilk defa kendi kanını görür bir kız... Ben okuldan eve, evden okula giderim bu arada. Siz hep mutlusunuz der bir öğrencim, hep gülüyorsunuz. Öyle mi, derim ve gülerim, güleriz hep birden. Mutluyuzdur bir anlığına da olsa. Yeni bir his dolar içime, sevinçle karışık şaşırmalı hüzün, olsun adı.

Sahi, yeni hisler ne zaman tükenir? Yaşanacak her hissin şaşırtmaması mıdır olgunluk? Bunu bilmiyorum henüz; ama iz üstündeyim.

Gece oldu ben yazarken. İlk uykusunu tattı biri.









7 Ekim 2017 Cumartesi

Dün


Kalbimi kırıyorsun, dedim. Senin kalbin zaten kırık, dedi.

Haklı.

İnsan kendini göremiyor bazen.






4 Ekim 2017 Çarşamba

Bu Kez


Bu kez hiçbir şey yapmayacağım.
Çünkü yanlış yapmaktan çok yoruldum.




1 Ağustos 2017 Salı

12 Haziran 2017 Pazartesi


Kuş sesleri...

Uyusam.
Uyusam.
Uyusam.