4 Ocak 2009 Pazar

yalnızız!




"Çırpınmak ve çabalamak batmaktır; haykırmak boğulmaktır; sakin ol..."

demişti Samim birine...

Samim...

Kitaptaki karaktare aşık olmak diye bir şey varsa, ben oluyorum galiba...

Çok garip bir dünyadayız.

Hayal ürünü insanlara aşık olma dürtüsü de bunlardan biri galiba.

Ama dünyanın garipliğinden olacak, hiçbir şey kitaplardaki ya da filmlerdeki gibi olmuyor.

Hayal dünyamız gerçeğe düşmüyor.

Çok uç şeyler olmasa da düşlediklerimiz...

Mesela yok işte Samim, kitabın içinden çıkıp gelemiyor.

Kimse kimseyi onun anladığı gibi anlamıyor.

Kimse kimseyi onun çözdüğü gibi çözemiyor.

Kimse kimseyi onun sevdiği gibi sevmiyor.


"yalnızız" demek istedim bugün.

kitap bitince iyice bir yalnız hissettim kendimi...


Bireyin içindeki bölünmelerin kendi aralarındaki yalnızlığı bu.

Senin benim tekilliğim değil.

Mantıklı yanımla duygusal yanım yalnız içimde.

İçimdeki benler yalnız.

Kimsenin kimseyi anlayamadığı şu dünyada bendeki benler de anlayamıyor birbirlerini ve yalnızlar...


Samim'in dünyasında derinliği keşfettim.

ve kitabı değerlilerimin içine koydum.

bir bakış açısı daha eklendi yaşamıma...

öyle işte...


Çok fazla söz söyleyecek durumda hissetmiyorum aslında kendimi, bir yanım yazmak, yazmak isterken bir yanım yazarken dağılmaktan korkuyor...

zor toparlıyorum kendimi bugünlerde.

aslında çok neşeli olduğumu zannedip en küçük şeyde yıkılıverecekmişim gibi hissediyorum.

beni yoran şeylerden vazgeçmek istiyorum.

bir şeylerden nefret etmek istiyorum.

bir şeyleri yıkmak, yok etmek.

yıpranmış ve yorgun hissediyorum kendimi...

his dünyam ne karmaşık ne düzenli...

bir gün bir karar verip diğer gün vazgeçmek de değil.

sonradan yaşanacak pişmanlık da...

olmayacak bir şeyi beklemek de değil...

ondan değil işte.

bir şeyleri abartmak, katlanılır halden çıkarmak benimkisi...

bir yerde okumuştum bir ne idüğü belirsiz testte çıkmıştı...

onun beni çözeceği kadar basitim galiba, evet...

demiş ki:"siz hayalinizi seviyorsunuz, gerçeği değil"

ben hayalimdeki o büyüttüğümü seviyorum, gerçeği de bilmiyorum zaten...

belki bilsem her şey daha farklı olurdu.

gerçeği gerçek gözüyle görsem ne bileyim belki yolumu falan çizerdim.


yine Samim unutmaya çalışmakla unutulmaz demişti, oluruna bırak demişti...

ne yapsam bilemedim.

ne yapmasam bilemedim.

hiç bir şey hissetmemekle pek çok şey hissetmek gibi.

kendimi bile anlamıyorum işte.

kimsenin beni anlamasını da beklemiyorum.

sadece belirsizlik ve sorular beni çok yordu.

belirsizliğin içindeki eksiler var ya ya da soruların içindekiler...

onlar daha çok yordu.

çocuk değilim ben.

çocuk gibi olsam da değilim.

hayallerle yaşam gitmez,oyunlarla, aldatmacalarla yaşanmaz...

bunu bilirim işte.

çocuk yanım aldanır, hayal kurar, kendi hayal dünyasında yaşar...

ama büyüyen yan bunun yanlışlğını kavrar, acı çeker, belki ağlar...


öyle...

öyle işte...

başlamalı bir yerden...
başlamalı...

5 yorum:

sLn dedi ki...

daha fazla bekleme öyleyse başlamak için :-/

a.nur... dedi ki...

kolay olsa başlamak öyle...

CaRtMaNtR dedi ki...

Çocuk yanının üstüne o kadar gitme bence. Erişgen yanın hayattan bıktığından sana nefes aldıracak olan çocuk yanındır. Bu arada bu içindeki çocuğu bu kadar koruma iç güdüsü bende neden bu kadar etkin bende emin değilim :D

a.nur... dedi ki...

çocuk yan iyidir de genel olarak işte istisnai bir durum, çocuk yanım üzüyor beni bu sefer...
seni hiç üzmemiş anladığım kadarıyla ondan bu koruma dürtüsü:)

CaRtMaNtR dedi ki...

Ben daha ziyade çocuk yanımı dizgiblemek zorunda kalmamdan dolayı üzülmüştüm. Gel zaman git zaman bünye onada bağışıklık kazanıyor. Birde ne olursa olsun çocukluğun yada çocuk aklı ile hayallere dalmanın tadı başka :D