5 Şubat 2009 Perşembe

Değişirim değişmem bana ne!



"Değişmem bundan sonra ben" diye bir Üçnoktabir şarkısı vardır.
Bağıra çağıra söyleyebileceğim bir şarkı olsa da kendisine çok fazla katılmıyorum an itibariyle.
İnsan özünde çok fazla değişime uğramasa da (huyu kastediyor yazar kişisi) genel itibariyle "yok canım hiç olur mu" ya da "bu da ne be asla yapmam ben bunu" denilen şeyler düşünülebiliyor, sonra da yapılabiliyor. Zevk, alışkanlık haline de gelebiliyor evet, abartmıyorum.

Misal çocuk görünce kaçan bir insan, kendini onlara gülümserken bulabiliyor.
Tanımadığı çocuklar ona baktığında tanıdıkmış gibi davranmayı, onların gözündeki "kim bu?" sorusunun bıraktığı bakışı görmeyi eğlence haline getirmeyi, karşılıksız alınan bir gülüşü görmeyi seviyor hale gelebiliyor.

Misal n.ş.a da ağlama durumuna gelebileceği bir habere, olguya kayıtsız kalabilmeyi başarabiliyor."Amaaaaa..n" diyebiliyor(misal veren kişi şaşırıyor.)

Misal "o da giyilir mi, o da takılır mı" diyen bir kişi onu giyip, takabiliyor.

Öğretmen olacağız biz efendim, alışmamız lazım.
Başta çocukları sevmemiz lazım.
Sonra işimiz gereği klasik giyinebilmemiz lazım, yeri geldiğinde takıp takıştırabilmek lazım.
Her şeye burun bükmememiz lazım.
Bazı konularda hassasiyetimizi korurken soğuk kanlılığımızı da koruyabilmemiz lazım.

Anlaşılacağı üzere misal verilen kişi ile klavyede o harfleri tıkırdatan kişi farklı kişilikler değiller.
"Ben nasıl öğretmen olacağım yaaaaaaa?" diye giden bir soru cümlesinin yankısını duyabilirim belki bir zaman daha, olsun.
En azından yaş ile birlikte bir değişimin içersine girdiğimi ve bazı "olmaz" dediklerime alıştığımı, benimser olduğumu, hatta ve hatta bazılarını "olur" kıldığımı görüp seviniyorum.

Belki "olmaz olmaz" dediğim asıl şey bu meslekti.
Belki hala içimde bir ukte kalmıştır başka meslekler adına ama napalım?
Önümüze bakalım, arka karanlık...

Değişim güzel bir şey bence, evet evet.
Değişim kesinlikle güzel, bir hamamböceğine dönüşmüyorsan...

4 yorum:

sLn dedi ki...

Şartlar değiştiriyor insanı bazen, değişmek zorunda kalıyorsun... Fransızcadan tiksiniyorum derken bir de bakıyorsun ki fransızcadan mezun olmana sadece 1 dönem kalmış, asla öğretmen olmam ben derken bir de bakıyorsun ki sabahın köründe topuklu ayakkabılarınla okul yoluna düşmüşsün öğretmencilik oynamak için. Çok değil 3-4 sene önce kumaş pantolondan, ceketten, topuklu ayakkabıdan tiksinirdin ama bir de bakıyorsun ki alışmaya bile başlamışsın... İnsan muhakkak değişmeli, hayatı boyunca fikirleri değişmeyen, aynı yoldan zerre kadar sapmadan devam eden insandan korkarım asıl ama değişimin gönüllülük içermesi de önemli biraz. Ben böyle bir değişimi zerre kadar istememiştim mesela...

Ne yapalım, hayat böyle :)

a.nur... dedi ki...

Evet hayat böyle...
Böyle durumlarda "Yaa hayat neden böyle?" diye bir soru düşerse kafama "Vardır bir sebebi" diyorum.

Birgün her şey güzel olacaktı değil mi?
Yolların önemi mi var sonu mutluluksa?

Pollyanna oldum 8-)

CaRtMaNtR dedi ki...

8 aydır haftada 4 gün takım elbise giyiyorum ama hala alışamadım :D

Şaka bir yana bundan 6-7 yıl önce şu anda yaptıklarımı yapacağımı hayal bile edemezdim bende. İnsan uzun vadede kesin değişiyor ama dahada ilginci bazen çok daha kısa vadede değişebiliyor olması. Bazen insanın normal bakış açısı bir yerlerden kayıyor :D

Quaresma7 dedi ki...

Yazıya katılmamak için her kelimeyi didik didik ettim ama sonuçta katılmak zorunda kaldığımı! anladım:)

şaka bir yana haklısın @cartmantır nickli arkadaşta haklı. Bir anda bir dakikada bile değişebiliyor insan.

Ama mantıklı olan da bu değil midir zaten? Herşey 1 saniyede olup biter. 1 saniye önce başka bir x'e eyvallahken, 1 saniye sonra 180 derece dönersin. Böyle olmak zorundadır da.Değiştiğin 1 nokta vardır hepsi bu. Ondan dolayı bu yazı bana "aaa kar beyazmış!" başlıklı bir yazıyı okumakla aynı zevki verdi. Makyajlı anlatımın olayı biraz kotardığını kabul etmeliyim ama...

Aslında bu yazıya cvp atmak için açmadım yorum bölümünü. Şu bloğa girdiğimde uzaklardan gelen bir müzik sesi varya amacım onla ilgili birkaç cümle yazmak.

Bu bloğa ilk girdiğimde "bu müzik ne böyle" deyip bloğu kapattım. Sonraki girişimde "çok da kötü değilmiş.O kendi kendine takılsın ben okuyayım." dedim. Şimdilerde de "yazar kişi bir post atsa da, çayımı alıp bu güzel müzik eşliğinde yazıyı okusam" diyorum.

Uzun oldu kusura bakmayasın.
Saygılar...