3 Mart 2009 Salı

Sıkıntı Günlüğü



Sıhhıyeden Beysukent otobüsüne binip, gözüme kestirdiğim bir koltuğa iliştim. Dışarıyı izlemeye başladım, yorgundum, çok yorgundum. Cadde üzerinde çeşit çeşit insanı inceleyip durdum, kimi dalgın, kimi süzgün idi, izlenildiklerinden habersiz. Bir yaşlı teyze cips yiyordu umursamazca, onu görüp umursamazca bir gülüş de ben kondurdum yüzüme.

Sonra birkaç gündür yaptığım dalgınlıkları düşündüm, iki tanesi oldukça aptalcaydı. Sıhhıye ye yolumun düşmesi de bunlardan biriydi. İnsan aldığı bir şeyin parasını ödeyip oralarda bırakır mıydı? Ben bırakmıştım. Dahası sadece parayı ödediğim kısmı hatırlıyordum. Sonra bugün bilet aldım mart sonunda evin yolunu tutmuş olmak için. En önemli sınavımdan bir gün önceye almışım. Herkes sınavdayken ben evimde olacaktım uyanmasaydım sonradan, günaydın bana.

Birçok kişi de 2 haftadır dalgın ve yorgun gözüktüğümü söyledi. Yani yalan yok, anlık mutluluklar dışında nedense öyle halsiz hissediyorum ki kendimi... Elimi kıpırdatacak halim yok. Biri dokunsa ağlayacak gibiyim ya da düşecek gibi. Sebep arar insan böyle durumlarda değil mi? Ben de aradım. Buldum mu? Bilmem. Bu iki haftadan önce olan her şey vardı, olmayan her şey de yoktu. Değişen bariz nesneler yoktu hayatımda. Her şey yerli yerinde, can sıkıcı bir şekilde öyle.

N'apmalı ki?
Böyle durumlarda ne yapılır?
Kızlar dışarı çıkalım diyorlar, gidesim yok.
Kitap başına oturuyorum, okuyasım yok.
Tv ilgimi çekmiyor, sevilen diziyi yarıda bırakıp kendi içime gömülüyorum.
İlgimi çeken şeyler ilgimi çekmezmiş gibi dalıyorum, dalıyorum...
Derslerde ya gözlerim kapanıyor ya sıkıntıdan ölüyorum, meraksızım, ilgisizim...
Orada da dalıyorum.
İçinden çıkamıyorum.
Boğulmak değil de adı başka bir şey.
Belki yoktur öyle bir kelime, belki vardır da umrumda değildir.
Herkes, her şey sussa, hayat bir anlığına dursa, ben insem o durakta...
Belki bir başka yolculukta?
...

Böyle düşünürken Sayıştay a geldiğimi fark ettim, tam zamanında mı?
İnecek vardı işte, indim.


p.s: Resim sahiden de sayıştay önünde çekilmiştir. ( Special thanks to Sercan ;) )

16 yorum:

sLn dedi ki...

Oluyor bazen öyle.. Hatta sık sık. Çözüm yolunu bilmiyorum, sanırım kendi kendine geçen bir şey...

a.nur... dedi ki...

Geçsin kendi kendine hemen:/

melankolikdeli dedi ki...

Mola vermek gerekli bazen hayata (:

a.nur... dedi ki...

Evet kesinlikle, demek istediğim tam olarak bu. O durakta bir müddet durmak istiyorum, sonra belki yine aynı otobüse binerim, belki canım ister başkasına... Ama durayım, yorgunum.

antepian dedi ki...

Evet yahu bu aralar ben de öyleyim. Hani sırf saplardan oluşan arkadaş grubumda yapılan "kız" muhabbetine bile katılamıyorum sıkıntıdan, o derece fena bir şey bu ruh hali!

a.nur... dedi ki...

"kız" muhabbetine bile!
Durum vahim sanki 8-)
(burada geçmiş yazılarındaki kız tavlama ile ilgili ipuçları eklentilerinden etkilenildi)
Seni rahatlatır mı bilmem ama "geçer, geçer" diyelim.

antepian dedi ki...

İnşallah geçer efendim, nutellamızı filan da yiyorduk halbuki niye böyle oldu anlamadım ki?! :P

Kız tavlama taktiklerini iyi hatırlattın bu arada, devam etmek lazım onlara!

a.nur... dedi ki...

Ehehe işime yaramaz sanki, sen bilirsin:P

Finduilas dedi ki...

ben de öyleyim uzuuuun zamandır. arada bi mutlu oluyorum veya mutlu olduğumu sanıyorum. sonrasında tekrar hoop aynı depresiflik.
çözümü nedir bir bilsem, ah bilsem.

a.nur... dedi ki...

Çözüm bulursam ilan ederim buradan, hoş öyle bir çabam da yok ya...

Yar derdime(derdimize) bir çare?

CaRtMaNtR dedi ki...

üstünde durmayıp kedidir kedi diyip geçmek lazım ama tabi bunu yapması zor :D

not: bu kedidir kedi değimide bir zeki metin filmindendir

a.nur... dedi ki...

Kedidir kedi?!
Ankara'nın kedileri gibiyse kocamandır.
Hayır zaten burda insanın aklına başka bir hayvan gelmez, gelebilemez.

Sanırım kendimi bir şekilde kandırmalıyım, kedi diyerek veya başka bir usulle:P

emercensi!

CaRtMaNtR dedi ki...

şimdi kedidirkedi şöyle oluyor.

Zeki - Metin filminde Zeki Alasya, Metin Akpınar kızkardeşini sevmekterdir ama bu imkansız bir aşktır bu nedenle damlarda gizli gizli buluşurlar. Bir buluşma sonunda metinden kaçarken zeki çamaşır asan bir mahallelinin korkudan bayılmasına neden olur ve mahallede kasımpaşa canavarının damlarda dolaştığı söylentisi çıkar. Metin ise bunlara inanmaz ve kedidir o kedi der.

Yani demem o ki bu sıkıntıya, bu daralmaya anlam yüklemeyerek onu daha hafif bir hale getirebilmek mümkün olabilir. birde tabi muhakkak bu durumda bile zevk alınabilecek bir hobi bulmak lazım.

Ben en son böyle bir döneme girdiğimde bloga daha sık yazı yazarak blog yazıları konusunda daha titiz olmaya başlamıştım :D

Besimi dedi ki...

Havalardan olabilir diycem bu halsizlik. Bende öyle, bu geçiş havaları ne doğru dürüst uykumu almama izin veriyor ne de adam akıllı düşünmeme. Şu mevsim geçişlerini aslında spor yaparak geçirsek çok daha farklı hissederiz...

antepian dedi ki...

Spor değil de 2 günde bir rakı sofrası kurarak geçirsek daha kolay geçer bence.

DontHurtMe dedi ki...

İçinde kaybolmuşsun işte..
içinde..