12 Mayıs 2009 Salı

Öğrenilen geçmiş zaman



Ne kolaymış hayal kurmak, bir göz kapanışıyla konuverirmiş bir hayal minicik dünyamıza...

Bir yandan da ne zormuş bir hayali yıkmak; bir göz, kapanmak nedir bilmeden bakarmış o minicik dünyaya...

* * *
Yaşanan her gün tortusunu çevremdeki her şeye bulaştırıp gidiyormuş meğer. Bir şarkı ;sen neleri değişirirsen değiştir o gündeki hisleri, yaşantıları yaşatıyormuş. Bu yüzden eski şarkılar, eski günler hatırlanmak isteniyorsa dinlenilmeliymiş.

* * *

Bazı şeylerin söylenilmesi yahut söylenilmemesi fark etmiyormuş. Bazen her şeyden uzaklaşıp, dünyana uzaydan bakman gerekiyormuş. Dünyan aynı olsa da gezegenlerin konumu uzaktan incelenmeliymiş.

* * *

Bir arkadaşın değerli olduğunu tam kavramak için bir başka arkadaşın olması gerekiyormuş. Yoksa körebe olur, göremezmişsin önünü.

* * *

Bazen kabuğundan çıkıp elalem ne yapıyor diye bakmalıymışsın. İçeriden güneş ışığı çok fark edilmezmiş.

* * *

Olmaz olmaz dediğin şeyler olabiliyormuş. Feridun Hacettepe'ye gelebilirmiş. Ya da Kurban ve Nev dinlemek nasip olabilirmiş.

* * *

İnsan zamanla değişip ilginç alanlara kayabilirmiş. Her gördüğü ağaç ya da çiçeğe "Bak bu benim bahçemde olmalı!" diyebilirmiş. Onun arkadaşı da "Yahu evde eşya koyacak yer kalmadı, ağaçları koltuk niyetine mi kullanacaksın?"gibi kötü bir espri yapabilirmiş.

* * *

Çok umursayan biri umursamaz rolünü iyi yapabilirmiş. Bir de umursamamak rahat bir şeymiş.

* * *

Yıkılan hayallerin yerine yenisi konmadan da yaşanabilirmiş. Hatta hayal kurmamaya özen göstermek, dünyayı iyice küçültse de nefes aldırabilirmiş.

1 yorum:

b.n.n dedi ki...

ne kadar miş_li günlerden kalsa da hayata bakan gözlerin sen dünyanı küçültme,,,üfleyebileceğin bir nefesin olsun hayallerine,,,,