12 Kasım 2009 Perşembe

Çapraza Karışık - II



* Havalar çok güzel bu aralar. Yağmur ve rüzgar bir arada...Seviyorum kasım ayını, hiç bitmese keşke...

* Yoğun bir sınav haftası beni bekliyor galiba. Derse çok gitmeyen, gidip de bir şey yazmayan, yazmaması yetmiyormuş gibi dinlemeyen uyuklayan birinin işi ne kadar zorsa benim de o kadar zor işte. Odanın bir köşesinden bana göz kırpan fotokopilerimle bakışmaktayız ara ara. İlgileneceğim ama...

* Sınav zamanı mutfaktan çıkmayacağım gibi hissediyorum, sınav fikriyle birlikte mutfakta bitmeye başladım. Yemek yapmak bir kaçış mıdır?

* Öyle bir kabus gördüm ki geçen gün, evde anlatmam yasaklandı. Kabusumun hatırlayabildiğim kadarından korkan insanlar var. Hatta yalnız bir cümlesiyle korkan bile var. Ama ben anlatmaya çabalıyorum yine de, biraz gıcıklık vardır, bilmezsin beni.

* Bayram birkaç gün sonraymış gibi bilet bulma derdindeyim. Babam dönüş biletimi alınca, bana gidiş biletini almak farz olunca haliyle stres oldum(zaten gidecektim ama ne bileyim bu kadar yakın olduğunu bayramın). Sınıftan çok da haberim olmayınca perşembe günü için biletimi almıştım, tek bir bilet kalmıştı, çok sevinmiştim onu alabildiğime. Sonra öğrendim ki, çarşamba kimse gelmiyormuş. Şimdi de çarşamba bilet bulma derdindeyim. Dert dediğime bakma, iki adımlık aştiye gitmeye üşeniyorum.

* Bugün TOBB'da başlayan matematik etkinliklerine katıldık. İnsanlar İzmir'den, Samsun'dan daha bilmediğim nerelerden bu etkinlik için gelmişler. Tanıdık insanlar gördüm, şaşırdım. Bana "Eee sen Ankara'daymışsın, gelmen gerekiyordu zaten." dedi Samsun'dan gelen kişi. "Yoo, gelmem gerekmiyordu" demeyi isterdim ama demedim. Konuşmalar başlamadan içilen kahveler kar etmedi, sıkıldık, uyukladık. Ama arkadaşlar iyidir, kendimizce eğlendik...

* Dersine çalışmayan bu insan evladı iki gündür gecenin 4'üne kadar öykü yazmakla meşguldü. Sonunda tamamlanan öyküleri bugün birçok terslikten sonra kargoya vermeyi başardım. Kısmet artık...

* Terslik dedim de çok feci terslikler oluyor, anlatsam gülersin. Ben de gülüyorum emin olabilirsin.

* Film izleyesim var her an. Kendimi dizginlemeyi öğrenmeliyim.

* Sonbaharın yaşandığı filmler izlesek daha güzel olur bir de.

* Bir de Jane Austen uyarlamalarına benzer filmler bulsam. Şöyle balolu, balon etekli ama çok da eski sayılmayacak filmler... Şu film onlardan ama altyazısı yok daha...
* Yabancı dizilere ara verdim, uzun zamandır izlemiyorum. Bir tek HIMYM'nın yeni bölümlerini indiriyorum ara ara. Sultan Makamı'na taktım, youtube sağ olsun. Bir ara ondan bahsederim belki, kimbilir?

* Yazın sulanmayınca saksıdaki çiçeklerim kurumuş. Yeni çiçek alsam, çok mutlu olsam olur ki.

* Go ile tanıştım dün. Güzel oyun, sahiden. Bugün de şu mat. etkinliklerinde "akıl oyunları" diye bir konuşma vardı. Filmle de go ile de alakası yoktu konuşmanın ama art arda gelen bu rastlaşmalar hoşuma gidiyor.

* Güzel birgün idi. Havalardan, havalardan... Öyle mi ki?

* Çapraza karışık başlığını atma nedenimi söylemiştim sanıyorum. Bir daha söyletme şimdi bana.


Görüşürüz blog.
Görüşmeliyiz bence.

5 yorum:

bi dost dedi ki...

sen blogda ne kadar hanım hanımcık birine benziyosun:D

a.nur... dedi ki...

Aşk olsun:))

beenmaya dedi ki...

görüşelim elbet :))

Ritmo Caliente dedi ki...

Klişe bir tarzdır şu, " Ah, yazdıklarında kendimi buluyorum azizim.." lafları fakat bu yazı sonunda kendi maddeli yazılarım gözümde canlandı. Böylece blogu bir kere daha sevdim. Böylece ihmallerim, uykusuzluğum yorgunluğum daha bir anlamlı oldu.

a.nur... dedi ki...

@beenmaya
Peki:))

@Ritmo Caliente
Ortak noktalar güzeldir:)
Yazılanlarda kendini bulmak değil de belki o, yazılanları tam anlamıyla anladığını hissetmek. Okuma zevki de bundan geliyor bence. Takip ettiğim tüm bloglarda kendimi bulmuyorum ama bana yakın gelen şeyler, hoşuma giden şeyler elbet var...