16 Şubat 2010 Salı

O, Uzunca Feridun Düzağaç



Gece gece Feridun'a bağladım yine. Yine dediğime bakma, çok nadir anlarda dinler oldum, sanırım bir ara fazla abartmışım. Her yolculukta müzikçalara bir sürü şarkı yüklersem olacağı budur. Hele belli şarkıları var ki her yolculukta da dinlenilir mi kardeşim?Dinliyordum. Listenin daimi üyeleri bir ara hep şu şarkılardı: Yıldızlar, Sevgili Öyküler, Nadas, Buralar Soğuk, Yüzün, Uçak, Cumartesi. Bunlardan bazıları zararlıdır bünyeye orası da ayrı meseledir.

Aslında ilk başta hiç beğenmemiştim. Radyoda çıkınca, ablam beni yanına çağırıp "çok güzel şarkı değil mi?" demişti. Baktım adam: "Gel tanışalım önce, ben kısaca f.d ama sen bana uzun uzun seni seviyorum de" gibi garip, cıvık şeyler söylüyor "Neresi güzel be bunun!" dedim. Sonra ablam kasetini aldı bu elemanın. O mırıldanırken albümü dinler oldum. Cumartesi, buralardan gitme dikkat çeken şarkılarıydı. "Buralardan gitme, buralar gitsin, sen gitme" ne demekti sahi?

Sonra öğrendik ki "f.d" demeden evvel de albüm yapmış. Bunu duyan ablam hemen ilk albümünü almıştı. Bu kez onu mırıldanmaya başladı. Ama ne yalan söyleyeyim nefret ediyordum o albümden. Ya sanki oturmamıştı besteler sözlere, olmamıştı. O zamanlar yeniden düştü Feridun gözümden. Zaten fazla yol kat etmiş değildi.

Ben o zaman "o malum grubu" dinliyorum, "Feridun da kimmiş?" diyorum aklımca. Yaz vakti, balkona çıkıp kulağımda walkman malum grupla birlikte geceyi seyrediyoruz. Sonra sıkıldım bir ara dinlediklerimden. Ve elime yeniden Feridun geçti, elime geçecek başka kaset yoktu yani napayım? İşkence gibiydi kaseti ilk dinleyişim. Şarkıyı değiştirmek de kabil değil, ileri sar sar, e o da bir yere kadar... Sonra o şarkı çalmıştı bir yerde: Buralar soğuk. Garip bir havası vardı şarkının "Buralar soğuk, siyah, çirkin, karanlık, yani gelme" diyordu. Alışkın değildik biz "gelme" diyen şarkılara...Daha doğrusu biz "gelme" diyen şarkılara alışkındık belki ama bu "gelme"ler hep sinirle söylenmişti bizim şarkılarımızda. "Gelme, istemiyorum git" gibi çocukça söylenmişlerdi.

Sonra sever oldum, bilmiyorum tam olarak ne zaman sevmeye başladığımı. Bir kitapta dendiği gibi ben anladığımda çoktan yolu yarılamıştım.

Bir ara kayboldu bizimki. O zamana kadar ben geçmiş albümleri edinip mutlu mutlu geçiniyordum. Sonra bir baktım "deli" deyip duruyor bir klipte. "Deli" dedi sustu yine zaten. Delirdi sanmadım değil. Şarkılarının derinlerine girerseniz bu adamın delirme ihtimalinin olabileceğini düşünürsünüz. İşte o vakit deli şarkısının nakarat kısmına bağırırsınız siz de:" Anlayan el sallasın bana merhaba der gibi..."

Bu adamın klip çekmediği, popüler olmayan şarkılarını sahiden çok seviyorum. Ne yapsa da severim gibi geliyor, konserlerinde gözlerini kapayıp kollarını iki yanına açarak şarkı söyleyen bir başka adam bilmediğimden belki de...

Gece gece neden bunları anlatma ihtiyacı hissettiğimi de bilmiyorum. Bugün yine bir 14 şubat konuşması geçti de aklıma Feridun geldi. 1. sınıfta tek başına 14 şubat gibi bir tarihte onun konserine giden bir deliyi yakından tanıdığımdan olacak (!) 14 şubat zımbırtılarından çok sıkıldım ve o günü o konserle özdeşleştirdim, olamaz mı?

Neyse. Feridun iyidir. Asker arkadaşım kıvamında, hüzünlü ama umutludur. O dengeyi nasıl sağlar akıl erdiremem. İmzası da güzeldir, öyle bir imzayı hayatının hangi döneminde bulmuştur emin değilim.

Onu da anmış olalım burdan.
Sevilenleri öldükten sonra anarız ya genelde...

2 yorum:

beenmaya dedi ki...

ilk kasetini çıkardığında benim çalıştığım mekanda yapılmıştı tanıtım kokteyli. o gün bugündür severim kendisi :))

a.nur... dedi ki...

Şanslı hissetmelisin kendini:))