4 Ocak 2011 Salı

İyi ki Doğdun Hilaaaal!!!!!!



Bir ekim günüydü muhtemelen... Okulun açılışından günler geçmesine rağmen seni ilk o gün durakta görmüştüm. "Üff" demiştim, "O kız! Şimdi gel de muhabbet et." Beni görme diye duraktaki insanların arasına saklanıyordum ki.... İşte, gördün, selam verip gülecek, gülecek, güleceksin. Göz alan pembelikte bir çanta takmışsın. Kötü, iyice kötü. Yaklaşıyorsun, konuşuyorsun; ilginç, akıllı, gösterişten uzak, samimisin.

İnsanları çabuk tanıdığını iddia eden ben, yanılıvermiştim senin hakkında. Belki böylesi daha güzel olmuştu. Ben; sen bundan habersizken, yarı mahcup başlayıvermiştim bu arkadaşlığa...

Yakın yerlerde oturuyormuşuz meğer. Sonra okula her gün beraber gidip gelmeye başlamıştık. O karlı gün sabahı, finallerin ilk günü, sana doğru koşar adım yürürken kayıp düşüşüm geldi bak şimdi aklıma. Finaller boyu sıraya oturmakta güçlük çekmiştim :P Dedim sana "beni o kadar heyecanlandırma, hasretinle yakma" diye ama dinletemedim.

Sonra siz bazı kaçamak günlerinizde bize gelirdiniz Şule'yle...

Benim uyanamadığım bir sabah sen kapıya kadar gelmiştin. Şaşırmıştım, yeniydik ya arkadaşlıkta...

Birinci sınıfı güzel kılan ayrıntıydın sen:)

İkinci sınıfta ne olduğumuzu ben de anlamadım. Böyle iki komik insan olup çıktık. Hatta hala öyleyiz işte :p Benim okula gelmeyişlerimi sana "uyumak!" sözcüğüyle mesajlamam komik mesela. Senin egoda sıra kapmak için koşmayacağını bilişim komik. "Hilal İstek bir isteğin var mı?" geyikleri komik. "Yup" kavramını bütün sınıfa duyurman ve bunu bir "yeap" sözcüğünden türetmiş olman... Amy Lee, Kurban dinleyen bir insan evladıyken Demet Akalın ve Serdar Ortaç şarkılarını bana dinletmeye çalışman... "Sana çok güzel bir şey dinleteceğim, hadi bir bak" deyip kulaklığı zorla kulağıma sokman ve Demet tabanlı şarkılara maruz kalmam... Komik bunlar.

"Hani beni hüp ben de gizi..." bunu bir yıl boyunca söyleme potansiyelin ve benim bir yılın sonunda ne dediğini çözüşüm de komik. İlginç çıkarılan sesler, bir hocanın hiç fark edilmeyen hareketleri, ses tonundaki gariplikler, kelime tonlamalarına dikkatler... "Coğrafya!"

Ya da dur, benim yapmayacağım şeylere takmış olmanız da... Siz evet Şule'yle sen! Manyaklar! O bunu yapmaz, hadi yap hadi yap! O bunu söylemez, hadi söyle hadi söyle! :D İletişimimize bak yahu!

Ama güzel mercimek çorbası yaptığın da bir gerçek. Ben gelince mutfaktan çıkmaman delirtse de, evet... (bak bir daha gelmem!)

Staj mevzusu... O staj okulunu bizden başka kimse sevmedi biliyorsun değil mi? :) O hocayı da kimse sevmedi. Bizi her gördüğünde yanaklarımıza saldıran "ayyy sizi sizi" diye seven kadın, bizim sınıfta, hatta o okulda sevilmeyen, kaçılan kadın, farkındasın değil mi? Tombul yanaklı birinci sınıfların peşinden koşturan da biziz, artist giyinmiş kızlara -senin deyiminle- "çok fenalar" diyen de... Hepsinin bitiminde doyasıya eğlenen de... Otostop çekemeyip onca yolu yürüyen de biziz! :P (kamyoncular otostopsuz durmak istiyorlar gerçi :P)

Şimdi sen bana "Boğaç!" desen, ben de "Sssafffff!" desem; başka hiçbir şey demesek anlaşacağımız da aşikar... Birbirimize bakıp bakıp güleceğimiz, aşikar! (deme bak döverim:P)

Öyle bir "biz" kavramı oluşmuş ki artık, ben kendi yazdığım defterlerle sınavlara çalışamıyorum, illaki senin yazın olacak :P

Fark ettiysen ikimizin arasında senin mor rengi sevme bahsin çok geçmez. Çünkü paylaşacak çok daha farklı şeylerimiz var...

İlk ve son ufak tartışmasını yaparken ağlayan iki insan da bizizdir yeryüzünde, başka yoktur merak etme :)

Bunların yanında, belki baksan uzaktan yakından ilgimiz yok gibidir ama oturup güzel bir türküyü beraberce de söyleyebiliriz. Ses renkleri uyumlu, birbirleri söylerken kasmayan iki insan olmamız da güzel bence :) Senin türkü söylerken bir elini havada dans ettirmenin komik olduğu gerçeğini göz ardı edersek tabii :P

Sonra Türk filmleri var. Bir film söyleyip "aaaaaa evet evet işte o" demeler... Türkan Şoray'la başlayıp, senin Tarık Akan hayranlığınla sonlanan; aralara benim Kartal Tibet sevgimin girmesi "Tarkaaaaan!" ve kardeşinden inciler, replikler, bitiminde yine gülüşmeler...

Sonra, zor günlerimiz de oldu. Ama hep, hep yanımdaydın nasıl unuturum çocuk! Moralim bozuk olduğunda size gelişlerimi nasıl unuturum? Ben incinmeyeyim diye inatlaşmalarıma katlanışını nasıl unuturum? Başörtüsüyle ilgili bir şey olduğunda, o durumu benden önce keşfedip "şöyle yaparız" deyişlerini... Beni inatla bekleyişlerini...

Hele hele işte, bir hafta kadar önce... Dayına telefon ederken ağlayışını nasıl unuturum? O insan görünümlü canlılarla konuşurken -ben üzgünüm diye- ağlayışlarını... Nasıl? Nasıl? Nasıl? O gün siz olmasanız yanımda, o gün geçer miydi sanıyorsunuz? Ben karakollara gider miydim?

Hüzünlendim bak işte... Oysa bu çok, çok mutlu bir yazı olacaktı. Böyle gülecektin hep! Hep olmanı istediğim gibi oluverecektin... Sen yine de gülümse olmaz mı? Çünkü ben seni çok seviyorum "Hilalim":) O yüzden işte, bugün ama bil ki her gün:

İyi ki...

İyi ki doğdun...

Hep mutlu ol!

He bir de unutmadan: Saçlarını kestir! :P

4 yorum:

beenmaya dedi ki...

şimdi bu yazıdan sonra sadece o'na değil de ikinize birden iyi seneler dilemek geldi içimden. öyle biz'siniz ki çünkü...

a.nur... dedi ki...

Teşekkürler beenmaya :):)

buraneros dedi ki...

tembel 'ben' olarak yazılarını özlemiş olduğumu söylemeliyim:)) Şimdilik gidiyorum ama yarın sabah gelip, yaz boyu okumadığım tüm diğer yazılarını okuyacağım:))

a.nur... dedi ki...

Ben de senin yazılarını özlüyorum ama çok az yazıyorsun :/

Var bir haller ama çözemedim 8-)