22 Haziran 2011 Çarşamba

Çapraza Karışık VII


* Büyükler arasındaki diyalog mu desem iletişim mi, pek garip. Acaba diyorum yaşlanınca biz de mi böyle olacağız? Mesela kırgınlıkları konuşarak çözemeyecek hale mi geleceğiz ya da içimize mi atacağız? Çevremde küslüklere, kırgınlıklara rast geliyorum bazen. Çoğu anlaşılamamaktan, ben merkezcilikten, empati yoksunluğundan... Empati önceden yok muydu sorusu geliveriyor aklıma. Ya da şu evlenince başı göğe eren, yamalı bir kendini beğenmişlikle dolaşan insanlardaki gibi bu da... Büyüdükçe; ben büyüğüm, ben bilirim durumları... Kimse kimseyi anlamaya çalışmıyor, varsa yoksa; o bana bunu dedi, onu bunu bilmem ben duyduğumu bilirim durumları. Ya bir sorgula, onu geçtim sor bi' doğru mu anlamışsın diye... Ya susuyorlar büsbütün ya da bir ağız kavgasıdır gidiyor. Geçen gün bir kırgınlık yaşanmış, konuşmaya gittim doğru mu anlaşılmış diye... Kadın karşımda ağlamaya başladı ben öyle söylemedim diye, gel de üzülme. Karşılıklı birbirinizi dinleseydiniz bunların hiçbiri olmayacaktı işte; biri orda kırgın, diğeri diğer yakada ağlak...

* Ailem yirmi günde KPSS çalışmasıyla atanacağımı düşünüyor. Son gün çalışmalarına benzemez annem bu diyorum, olmuyor. Oturup çalışmaya başladım. Üç gün çalıştım, tarih bitmek üzere, jet gibi gidip her şeyi çorba etmekle meşgulüm işte. Çalıştım ama olmadı yalanını söyleyemeyeceğim için; ben çalışmadım dedim, olmadı. Annem üzülmekte, ben son gün çalışmalarıyla doksan alamayacağımın bilincinde... Bir mucizeye bel bağladık işte, gidiyoruz gündüz gece. Aha kafiye!

* Evde fazlalık gibiyim, eğreti bir duruşum var. Eşyalarım ortalıkta, hiçbir yere yerleşmiyorlar, öylece bir köşede...

* Eşyalara bakarken varlığını unuttuğum o siyah atkıyı buldum. Üç yıl öncesi örerkenki halimi anımsayıp bir müddet baktım, sonra ne yapacağım ki bunu ben dedim. Hala da kesilmemiş haliyle duruyor iki şişe bağlı. Zaman...

* Şu sınav durumu geçse de tatil başlasa artık. Kitaplarımı okusam misler gibi, filmlerimi izlesem, 1000+ larda olduğunu düşündüğüm google reader'ı temizlesem... Yapsam şunları, güzel.

* İstanbul'a da gidemedim. Buradan Selin, Canan ve Zeynep'ten özür diliyorum. Her seferinde haftaya geleceğim deyip gelemiyorum. Çok da meşgul bir adamım, bilirsiniz. En son yaz mevsiminde geldim ya şimdi sonbahar yapalım şunu diyorum, hep ondan... Evet evet. Ama geleceğim, bilin bunu. Gerçi Selin bana telefon ettiğinde tüm şehri dolaşmış kadar oluyorum ama bir de dünya gözüyle göreyim, hıhı.

* Çok özlediğim lise insanlarıyla da görüşmeliyim bu yaz. Kaldığımız yerden devam etmeliyiz. Birçoğundan önce mezun olduğum için hüzünlenmeliyim. Birkaç yıl içinde başımı bağlayıp elime bebek tutuşturmalılar, gülmeliyiz.

* İnsanların yakın akrabalarına başka gözlerle bakabilmelerini anlayamıyorum, sanırım anlayamayacağım da. Bugün aldığım bir haberle yine şok oldum ama içten içe sevindim de. Sevinmemeliydim ama işte, çoğu kişi bir şey başına gelmeden onun önemini kavrayamıyor ya... Oh olsun demek bile istedim. Kötü biri değilim aslında, sahiden... Ama kötü değil mi ya?

* Format atılmış bilgisayardan hiç hoşlanmıyorum. İstediği kadar hızlı olsun. Güç bela düzenlediğim bir odanın boşaltılması gibi bir şey... Fena.

* Blogun temasından ve headerından sıkıldım. Değiştirmeye de çok üşeniyorum. Renkleri uydurmak, header'ın nasıl olacağına karar vermek, bir sürü resim bulmak, onların sevilen kısımlarını almak, photoshopta saatleri tüketmek... Evet, kalsın... Ya da çizimini ben yapayım bu kez diye de bir düşüncem var. Bakalım.

* Gelecekte neler olacak çok merak ediyorum. Şu an aniden aklıma geldi ve yine merak ettim. Hadi ben uyuyayım.

* Görüşürüz. Hatta görüşelim.

* Yaşar dinliyorum şimdi, ortaokuldayken ne severdim, dinlemeyeli çok olmuş. "Yine kar yağıyor sokaklara, sana yar yol bulamıyorum" dedikçe kış gelsin istiyorum, dur daha yeni bitti demeden, kış gelsin. Bir de O'nun Vedası şarkısı çıktı karşıma, iyisi mi uyuyayım...

* Neyse gittim.


.

5 yorum:

Selin dedi ki...

Yaşlanınca biz onlar gibi olmayacağız! Emin ol onlar gençken de öyleydiler. İnsan değiştiğini sanıyor ama çok da değişmiyor aslında. Değişenler var ama çoğunluk pek değişmiyor. Olayları konuşarak çözmektense yokmuş gibi davranıp üstünü kapatan o insanlar muhtemelen senin yaşındayken de öyleydiler. Evlenince dünyanın en muhteşem işini yapmış gibi havalara girenler senin yaşındayken sadece evlenme hayali kurup ona hazırlık yapan tiplerdi büyük ihtimalle. Doğru-yanlışlar zamanla değişiyor, kabul, o yüzden de küçük farklılaşmalar olabiliyor davranışlarında ama o anlam veremediğin şeyleri yapmayacaksın sen, onu bil :) Sen a.nur'sun, büyük düşün :P

İstanbul'a gel artık. Gelmelisin. Sınav geçince stres atma bahanesiyle gel mesela. Seninle konuşurken geçtiğim o yerlerin hepsini birlikte dolaşalım. Söz konusu mekan İstanbul olunca fena bir rehber sayılmam bak :))

beenmaya dedi ki...

ne diyim bilemedim. o yüzden bir tebessüm bırakarak gittim ben de bilesin :))

a.nur... dedi ki...

@Selin

Ben a.nur'um peki, büyük düşüneceğim selin apla:D

Çok harika bir fikir, haklısın, öyle diyip gelmeliyim:))

a.nur... dedi ki...

@beenmaya

O tebessümün yüzüme yansıdığını da sen bil o zaman:)

Azura dedi ki...

İstanbul mu yazmış a.nur? Ben mi yanlış okudum? Bak şimdi. :D Hadi hadi.

Ah, o bela kpss. Kahırbela!