23 Eylül 2012 Pazar

Esti

Biraz makarna yaptım. Biraz sos, biraz nane işte. Oldu olacak şunu da ekleseydin dediğin bir şey de yok ama   tadı az. Bundan iki yıl, üç yıl, dört yıl önce daha tatlı değil miydi bu meret? Değildi, deme şimdi. Daha tatlıydı.

Büyüklerini seviyorum ben makarnanın. Domates soslu olacaksa kocaman olsunlar ama fazla pişirme. Ne çok yemek konuşasın varmış diyorsun ya onu da deme. Makarnayı da yemekten sayıyorum, doğrudur. Kolaylığından değil, vallahi değil. Hoşuma gidiyor. Büyüyünce(!) evlenir de pişirirsem yemek bilmiyor sanmazlar, çok meraklardasın bakıyorum da. Önce diğerlerini yaparım, sonra bunu. Bıkmışsa bıkmış, ona başka yaparım. Tamam. Meraklardasın ya bırak şu inadı. İnat mı o da nereden çıktı'nı duymayaydım iyiydi.

Merdiven inmeyi seviyormuşsun, öyle dedi o kız. Şimdi bu da nereden çıktı dercesine baktım ya yüzüne, anlamadı. Kendi havasında, anlattıkça anlatıyor. Birkaç bakış atıyorum bana mısın demiyor. Bu kafiyelerin canımı sıktığı gibi sıktı canımı. Kalktım, hiçbir şey söylemeden çıktım mekandan. Mesaj atmış, yarın aynı yerde diye. Şimdi gitsem bir sürü merdiven ineceğim. Gel de aklıma gelme!






1 yorum:

1i yok mu? dedi ki...

Havuç ve mantarlısı harika oluyor.. ;)