13 Mayıs 2013 Pazartesi

Yol Ayrımları

Bir şey yemedim saatlerdir. Ağzıma bir lokma koysam, birkaç kez çiğnesem diyorum, sonra olmuyor işte yutayım diyorum, gitmiyor. İçim acıyor. Ve hiçbir şey dindirmiyor bunu.

Normalde de her şeyin kararını anında alabilen, hayatını bir plana göre devam ettirebilen insanlardan değilim. Hiç olamadım, böylelerine özendim ama bu benim yeteneğim dışında bir hal olduğu için olmalı ki; özeniş işleve dönüşemedi, öylece bir kenarda durdu. Ukde. Sonra, gerçekten bu durumdan muzdarip olduğum zamanlarda kararsızlık mantığımın en uç noktasından sinirle çıkıp özenle kurabildiğim ne varsa hepsini yerle bir etti. Yani en istemediğim, en pişman olacağım adımları attım. Alamadığım kararların sinirini, en özene bezene kurduğum- tabir-i caizse ilmek ilmek işlediğim- anılarımdan, bu anılarda bana eşlik etmiş insanlardan çıkardım. Mantıkla hareket edeceğim diye en sevdiğim insanları kırdım, onlardan uzaklaştım, olmayacak adımlara hepsini birer birer kurban ettim. Acı gerçek.


Sürekli bir yol bitimi ve hep aynı ilişkilerde bu. Ve hep sevgilerde uzaklardan -ta en başından- seçilen yolun sonu. Ve adımlar işte, hepsi benim. Ve yol ayrımları... Ve bağlaçla başlayan imlası bozuk cümleler, hep benim.

Bir şey düşünüyorum. Düşünmem gerek çünkü; kararlar hep bekleyen değil de ne? Sonra düşündüğüm şeylerin ayrımını yapamıyorum. Bunları -iyimserliğimle- olmasını istediğim için mi düşünüyorum yoksa salt gerçekler mi bunu söylüyor bana diye diye... Kafayı yemenin başka dildeki adı. Sonu var mıdır bunun? İnsan bir karara varamıyor.

Evlilik çağına gelmişiz bir de. Beklentiler beklentiler... Görüşmeler, kaçışlar; yakalanışlar. Ne diyeceğini bilememeler. Tanımadığın birini kırmaktan korkmalar. Verilmeyen yanıtlar. Sonra akla düşen yol ayrımları... Sevdin mi olmuyor sende, boşuna uğraşma diye kendine kendine seslenişler... Başka biri, hiç tanımadığın biri bu sızıyı dindirebilir mi? Öyle mutlu olunur mu? Yusuf diyordu hani "Çok şey vaat edemem ama mutsuzluk garanti" diye, her zaman mutlu olmasak da olur mu yani... Mutsuz olsak, en çok da hayal kırıklığı gibi mutsuz. Ama iç huzurlu. Bundan başka bir karar almak imkansızdı dercesine sefil ve rahat.


...



1 yorum:

Nalan iyidoğan dedi ki...

mutsuzluk kötü değil..çalışmak gibi bazen,çalışmak tatili güzelleştirir ya..mutsuzluk ta aynısı bence,mutluluğu değerli yapıyor,hemen bitmesin şeker gibi eriyip gitmesin diye sarılıyorum...