25 Kasım 2014 Salı

Anne Gibi





Oldukça yıpratıcı bir meslek öğretmenlik. Hepsini oğlun, kızın gibi hissedince hele... Neleri sevip neleri sevmediklerini, ne zaman yalan söyleyip ne zaman utandıklarını bilince, sizi sevip sevmediklerini hissedince, ailevi problemlerinin derslere nasıl yansıdığını görünce, başarısızlıklarının ileride onların önüne birer engel gibi dikileceğini düşünüp üzüldükçe, elden bir şey gelmedikçe, ağzından çıkan cümlelerin karşı tarafa ulaşamadığını gördükçe, insani duygulardan yoksun minik bedenleri görünce, ulaşamadıkça, elini tutup kurtaramadıkça... Hep güçlü olmak, hep ciddi ama sevecen de, hep bilen olmak, örnek olmak kendi eksiklerinin farkındayken, uyarmak ama yaralamamak, sevmek ama şımartmamak... Hepsini bir arada yapmaya çalışmak ve her başarısızlıkta karşındaki minik bedene istemeden de olsa bir zararının dokunacak olma ihtimaliyle baş etmek güç. Hepsini -anne olmadığın halde- çocukların gibi sevdiğinden zor. Bazen ömür boyu yapılır mı bu meslek diyorum, şimdiden bir beş yıl yaşlandım bile; ama öyle tatlılar ki... En kötüsünden en iyisine. Minik bir tatlı esinti siliyor hepsini. Göz göze gelince gülümseyen tatlı bir yüz... Artık dersine girmediğin halde her gördüğü yerde halini hatrını soranlar, dersimize girsin diye müdüre dilekçe yazan 6. sınıf öğrencileri, diğer sınıfın kapısında bekleyen bu derslik dersinize girsek olur mu diyen belki başarısız ama istekli yavrucaklar... 

Eskiden bizim öğretmenlerimiz daha güzel, daha temiz, daha zeki olanlara bir ayrı davranırlardı. Ben de başarılı bir öğrenci olmamdan ötürü ayrılan bir öğrenci olama rağmen istemezdim ayrımcılığı. Herkes eşit sevilsin isterdim. Yıllar sonra belki bende de olur bu his derdim, insan doğası güzeli sevmeye meyilli... Ama gördüm ki öyle olmuyormuş. çok şükür. Gözüme hepsi tatlı görünüyor. Bunun için şükrediyorum. Bazılarını alıp eve götürmek istediğim olmuyor değil elbette ama...

Hepsini seviyorum.








Okuyamayacak olsalar da aldıkları hediyelere ve yazılan sevgi dolu mektuplara bir şükran borcu olsun bu.


4 yorum:

Sitare dedi ki...

sizin gibi öğretmenler bir çığ gibi çoğalsın katman katman yurdun her noktasına ulaşsın.
yaşım ve yaşınız itibariyle yanaklarınızdan öpüyorum öğretmenim.

Azura dedi ki...

Yıllar evvel demiştim ya sana hani bir sohbetimizde. Öğretmenlik başka bir şey diye. Hakikaten hepsine çocuğun gibi bakıyorsun. Bambaşka bir duygu. Anne olmadan anneliği tatmak gibi. Kendimi çok şanslı görüyorum bu konuda. Biyolojik olarak anne olmasak da, ruhen çoktan anne olmuşuz biz şu çocuklar sayesinde. Okul öncesi versiyonları da ayrı tatlılar işte. Göğsüme bastırdığım nice çocuklarım oldu. Öperim yüreğinden..

Buket dedi ki...

ne güzel anlatmışsın. 20 yıl oldu benimde :)

e.t. dedi ki...

Tanımsız bir güzellik doğmuş büyüyor içinde...degerini bil lütfen.öğretilenler tozlanabilir,unutulmuş zannedilebilir belki ama öğretenler unutulmaz katiyen...üstelik ne öğrettiklerine bakılmaksızın.tadını çıkartmanı dilerim...emeğine saglık.