3 Ekim 2008 Cuma

"okul" değil "üniversite"

"okullar açılıyor" diye bir cümle kuramam ben artık.
hem benim için "okullar" ın aynı anda açılması diye bir şey yok hem de o eski heyecan yok.
hatta üniversiteyi okuldan bile saymıyor olabilirim.
gelecek kaygısıyla arada bir uğramak zorunda kaldığım mekan olarak tabir etsem fazla mı acımasız davranmış olurum?

aslında ne sınıfa ne de okula ısınmaya kalkışmadım hiç.
ama bir şey olmalıydı ısınmayı ateşleyecek onu da bulamadım.
o mekana girince "ben de buranın bir parçası olayım" diyemedim.
bölük pörçük arkadaşlık ilişkileri arasında "ay canımlar,cicimler..vs"
sanki samimiyetsiz bir zorunluluk ilişkisi üniversite hayatı.
birçok kişi "belki işim düşer" kaygısıyla birbirine selam veriyor,kıytırık bir naber diyor...
kimse kimseyi tanımaya kalkışmıyor zaten,bilmem ne yurdunda kalanlar grubu,bilmem nerde kalanlar grubu,evde kalanlar grubu...diye uzayan bir listenin arasında "şeyy,ben bir gruba dahil değilim de sizin gruba şöyle bir baksam da..." diyemiyorsun.
okulun ilk 2 haftası oluşan gruplar eksilme,yer değiştirmelerle oturuyor ve sen açıkta kaldıysan harika biri olmadıktan sonra yerinde kalıyorsun.
söyelememin lüzumatı olmasa gerek:
ben o harikalardan biri değilim.

gerçi birkaç arkadaşım var sayın okuyucu.o kadar da kötü durumda değilim ama bu arkadaşıkların beni dostluğa sürükleyeceğinden emin değilim.
misal bir arkadaşımın yakın arkadaşı beni ondan kıskanıyor,ne zaman selamlaşsak iki çift laf etsek araya sızıyor,onu götürmeye çalışıyor...:)başta o arkadaşla yakınlaşmak üzereyken bu 3.şahsın geldiğini ve bu durumlara dayanamayıp meydanı ona verdiğimi söylememe gerek yok sanırım.
komik artık böyle şeyler.
(çocuk gibi olduğunu kabul eden,olgunlaşamadığının farkında olan birine bile komik geliyor.)

neyse,ya insanlar arkadaşlığı çok hafife alıyor,yüzeysel geçiyor ya da sorun bende,ben pek önemsiyorum.
beklentim fazla değildi aslında ama 51 kişiden bizim hesabımıza bir dost adayı düşmedi.
şimdi arkadaşsız da üniversitenin ne kadar tadı olabilir ki?
seni anlamayan insanlarla hangi duyguları paylaşabilirsin?
...

böyle böyle bir sürü şey yüzünden okula gitmeyi istemiyorum.
bu fikir beni hem olmaz hayallere hem de bitmez kaygılara sürüklüyor.
ama arkadaşlık zorlamayla olmaz
"hadi benim arkadaşım ol"larla da olmadığını bildiğimden kendiliğinden gelişen bir dostluğa mendilimi serdim bekliyorum.

yakında Ankara yolcusuyum diye kafama gecenin bu saatinde takılanlara bak.
ama tüm bu olumsuz yazıya rağmen içimde nedenini bilmediğim bir mutluluk ve umut var.
"her şey yoluna gireeeer" diyen cümleler var bir sürü.
itirazım da yok.

8 yorum:

CaRtMaNtR dedi ki...

Üniversite gibi öğrencilik hayatının son aşaması olan yerde kurulan "gerçek" arkadaşlıkların insan hayatına çok ciddi etkisi olduğunu bizzat yaşayarak öğrenen biri olarak umarım geçte olsa o grupların dışında kalan biri ile dostluk kurarsın deme gereği hissettim. Her şey bir yana üni hayatı arkadaş grubu olmadan çekilmez zaten

a.nur... dedi ki...

umarım kurarım...

ben de öyle düşünüyorum ama gel gör ki o gerçek arkadaş(lar)ı bulmak biraz zor,en azından ben hemen bulacak kadar şanslı değilmişim:)
hayırlısı dedik buna da.
belli mi olur?

evet şu an hiç çekilir durumda değil üni.
kaldırmayı deniyorum:p

sLn dedi ki...

bahsettiğin "belki işim düşer kaygısı"na dayandığını düşünüyorum ben de üniversitedeki arkadaşlıkların büyük çoğunluğunun ve herşey o kadar çabuk değişiyor ki okul bitmeden hiç kimse için üniversitedeki yakın arkadaşım demeyi istemiyorum. en çok güvendiğin insandan bile olmadık şeyler görebiliyorsun.
fazla düşünmek iyi değildir :) hayata onlar gibi bakıp geyik yapalım, birlikte zaman öldürelim, alışveriş yapalım diyebilseydin (diyebilseydim) süper arkadaşlarımız olmuştu emin ol :) etrafına bakıp burada ne arıyorum ben diye sorgulamanın bütün sebebi biraz daha fazla düşünebilmen onlardan ;) üniversite hayatı çok sevimsiz bir şey, söylediğin her bir kelimeye katılıyorum. arkadaşlarım var ama dediğim gibi okul bitince karar vereceğim kimin gerçekten arkadaşım olduğuna...

CaRtMaNtR dedi ki...

okula ve okul hayatına benzer bir profilden bakan insanlar her daim etrafınızda vardır. Ama bu tür insanları kalabalıkta fark etmek zordur o nedenle bu tür bir durumda olmanız muhtemel.

a.nur... dedi ki...

"fazla düşünmek iyi değildir"
benim en çok yaptığım şey düşünmek galiba:S
hatta bazen "bu kadar boş bir insan mıyım ben?"diye sorular soruyorum kendime.yapacak bir şey yok mu başka?
her şey hakkında sorular sorup,olan bitenleri düşünmek düşünmek...(sorulara cevap bulamamak da cabası)
yani bu bir seviyeye kadar gayet hoş bir şey ama bir yerden sonra kafayı yemeye götürebiliyor insanı.

kendimi değiştiremeyeceğimi bildiğim için bazı şeylere alışsam iyi olacak:
güzel bir üni hayatı ve harika bir arkadaşlık meselesinin bir "umut"tan ibaret olması gibi..

ve evet o arkadaşı bulduğumu zannettiğimde de gerçek olup olmaması riski var.

ya her şey ne zor be:S

@cartmantr
kalabalığa hemen uyum sağlayabilen,çevresi bol biri değilim.kimseyle hemen tanışıp kaynaşamam da.düşündüğüm profile uyan 100 kişiden 3 kişi olsa bile o yüz kişileri tanımam söz konusu olmadığından benim arkadaşsız kalma ihtimalim epey yüksek.
güler misin ağlar mısın:)
bu arad epey vahim durumdaymışım8-)

sLn dedi ki...

"fazla düşünmek iyi değildir" bana ait bir cümle değil bu arada:) sevdiğim bir filmden alıntı. ben bu cümleyi kurabilecek durumda değilim henüz, bayılırım her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp kendime işkence etmeye... ve sana baktığımda da benzer bir durum görüyorum...

CaRtMaNtR dedi ki...

Benim demek istediğim ortamlara girip çıkmaktan ziyade (zaten bu dediğim öyle her tür ortama uyum sağlayaman pek çok insanın yaptığı şey aslında) etrafı incelemek be gözlemlemek gerekir. Daha doğrusu o durumda yapılabilecek daha akıl karı bir şey aklıma gelmedi pek.

Şu her şeyi düşünmek konusu bence o kadar kötü değil. Etrafta olan biteni izlemek onlar hakkında düşünmek ve hatta kafanda o olaylar hakkında senaryolar yaratmak günlük hayattan uzaklaşıp insanın kendine gelebildiği en değerli anlardır bana kalırsa.

a.nur... dedi ki...

selinin dediği gibi bu iş işkence boyutuna gelebiliyor...
abartılmadığı sürece oldukça faydalı ve eğlenceli olabilir tabi.
ama ölçüyü kaçırabiliyorsun bazı durum ve kişiler araya girince.