11 Aralık 2008 Perşembe

deşifre:persona non grata



takvimlerden birgün bir his yapışmıştı yakama.

bir his ki sesi tüm algıları kendisine çevirmiş...

o aralar bir kitapta rast geldim bu ifadeye,parantez açıp "istenmeyen insan" demişlerdi.

kimse anlamasın diye orjinal haliyle yazdım çizdim bir yerlere.

Türkçesi pek açıktı,her gören "aaa bir problemin mi var?" diye bir soru atacaktı ortaya.

hayır "içimde bir his var" diyemezdim tabi.demedim.

kullandım:

persona non grata yazdım oraya buraya...


"persona non grata"...

kendini ait hissedememenin,bir şekilde bazı şeylerden soyutlamanın baş kelimeleri...

bir yer istememiştir seni,bir şey istememiştir,biri kabullenememiştir...

sen kendini ait hissetmek isterken tabiri cazise kovulmuşsundur oradan.

kimse kovmamıştır ama kovulmuş hissine kapılmış; oralardan, o kimselerden elini ayağını çekmişsindir.


bu hazin bir öykünün kelime ardına gizlenmiş hikayesi olabilir de olmayabilir de.

dert etmiyorum,merak edilense bu.

dert değil adı başka, daha başka...

bir alışılagelmiş his,bağrıma basılı.

yük değil daha başka,daha başka...


kendimi soyutladığım bir yer olduğu için "persona non grata" bu blogun adı...

"kimse"lerin soyutlandığı bir yer.

diplomatik olarak kovulmuş kişi anlamına gelir ya öyle sanki...

tüm bağları koparıp sadece "kendin" olduğun bir yer.

burada istenmeyen bir kişi yok aslında:

ben varım.

işte öyle.

5 yorum:

aerodinamik yar dedi ki...

Besimi dedi ki...

persona non grata bir özür aslında. dediğin gibi, kimsenin seni durduk yere kovduğu ya da dışladığı yokken sen (genelde sen) kalkıp kendi kendine tecrit uygulamaya kalkışıyorsun. çünkü, zaten bulunduğun ortam diğerlerinin sana uyguladığı toplu halde dayattığı kısıtlamalar olarak gelir. bu bağlamda persona non grata, ''kendimi sadece ve sadece kendimle sınırlarım'' çizgisine yaklaşıyor :)

CaRtMaNtR dedi ki...

Toplumda kabul göreceğiz diye o kadar çok maske takıyoruz ki bir zaman geliyor maske ile gerçek yüzünü ayırt etmek zorlaşabilir. Öyle olmaktansa özünü kaybetmemek için kendini soyutlamak o kadarda kötü bir şey olmasa gerek.

DontHurtMe dedi ki...

İlk gördüğümde anlar gibi olmuştum adını, anlamını somutlaştırdığımda "benim bu" demiştim ve ben de çizip durmuştum sağa sola. Ve sadece "kovulan" değil "hoş karşılanmayan" da demektir. ve bu da duyguların sana kalsın demektir çoğu zaman. zaten açıklara gitmeye ürkerler çoğu zaman.
Ve "yok" aslında. "yok" hoş karşılanmayan ve "yok" duygular. en kolay oyun bu bence. "yok" oyun "yok" kandırmaca..

a.nur... dedi ki...

yoklar içinde bir yerde olmak işte...
bilmiyorum iyi midir kötü müdür...
bilesim yok mudur?
yokluk zor mudur?

seçim olmuyor bazen bir durum...