10 Aralık 2010 Cuma

Ölsem Mutlu Ölürdüm



O an dedim ki "Şimdi ölsem, misal bir araba altında kalsam, insanlar mutlu öldüğümü düşüneceklerdi. Çünkü yüzümde aptalca bir gülümseme..."


Yorgundum. Sabahın köründe kalkıp okula gitmiş; drama gibi hareketli bir dersin ardından iki tane daha derse aç biilaç katılmak zorunda kalmıştım. Okuldan çıktığımızda hava kararmak üzereydi ve halihazırda bir yağmur bizim çıkmamızı bekliyormuş gibi, durmak bilmeksizin düşüyordu yere. Durağa kadar epey ıslanmıştık. Tek derdim kendimi hemen ev sınırlarına atıp; öncelikle dolaba saldırmak, karnımı tıka basa doldurmak, sonrasında ise -mümkünse- hemen yatağa yığılmaktı. Oysa daha gitmem gereken bir dershanem vardı...

Beytepe'den çıkıncaya kadar, dershaneye gitmemek üzere, savunma mekanizmamın ucunda bucağında kalmış tüm bahaneleri sıraladım kendime ve galip geldim. Dershaneye gitmesem de olurdu, kitapta vardı hepsi, yorgundum , açtım, yağmur vardı vs vs vs...

Otobüs Eskişehir yolu sınırlarına geçince çantamdan müzik çaları çıkarıp yolu seyre daldım. Minik bir mutluluk buğulu camı silerken parmaklarıma bulaşmıştı sanki: Yağmur, müzik, ufak çaplı olsa da yolculuk. Daha ne olsundu...

Hava iyice kararmıştı artık. İnmem gereken durağa yaklaşırken aklıma bir başka fikir geldi ve Armada'da iniverdim. Herkesin "çocuk filmi" diye nitelendirdiği o filme gidecektim. Önce güzelce bir karnımı doyurup, sonra ödül verecektim kendime. Nitekim öyle de yaptım. Türkçe dublaj olmasına rağmen tek başıma Harry Potter ve Ölüm Yadigarları'nı izledim.

Film bittiğinde saat 21.30 olmuştu. Sinemanın -o hep kendinden geçmiş bir şekilde inilen- merdivenlerinde "Bugün bayağı güzel birgün oldu" demeye başlamıştım. O aptalca gülümseme yüzüme yerleşmişti bile.

Yağmur muhtemelen hiç durmamıştı. Dışarı çıktığımda bir sürü insanı kapıda bekleşir buldum. Islanmamak adına yağmuru uğurlamaya gelen kafile... Onların arasından geçip kendimi yağmura bırakıp yürüdüm biraz. Kulağıma müzik kondurup yürüdüm. Öylesine göz göze geldiğimiz insanlar da gördüler o gülüşümü. İçimde kıpır kıpır çocuklar vardı sanki, durmuyorlardı, nafileydi çabalarım. Sonra ben yalnızca bir durak için egoya bindim. Binmemle inmemin komedisi de vardı tabii bir köşede... Fransızca bir şarkı çalıyordu bir yandan, ilk dinleyişimdi ya da ilk fark edişim. Ne diyordu bilmiyorum ama o an güzel şeyler söylediğine yemin edebilirdim.

Önceki ıslanışlarımı katarsak aslında suyum çıkmaya yakındı. Ayakkabılarım göle ve balıklara hazırlık yapmaya başlayacaktı, fısıltılarını duyuyordum. Sonra "bugünü unutma" "unutma" larımı söyledim kendime. Sonra hem hareketli hem naif sayılabilecek bir güzel şarkı çalmaya başladı. Sokaklarda kimseler yoktu, ben vardım, bir amca belki, birkaç genç, onlar da uzaktaydı. Şarkıya kaptırmış gidiyorken bir ara yağmurun düşüşlerini yüzümde, başımda hissetmez oldum ve küçük su birikintilerine baktım hemen. Hayır, yağıyordu. "Bir şey" yağıyordu. Göğe baktım hemen: Kar! Ankara'nın ilk karı, bu kış yağan ilk kar...

Gittim bir büfeden çikolata ve kahve aldım. Sonra çantamda çikolata ve kahvenin varlığı, kulağımda müzik, üzerime düşüşen kar, mutluluk, özgürlük, delilik, naiflik...yürüdük. Bir ara yanımdan geçen gençlerin bağırışlarını duydum: "Kar yağıyor lan kaaaaaar!" deyip gülüşüyorlardı. Ben de gülüyordum bir yandan, ölsem diyordum, ölsem şimdi, mutlu ölürdüm!

9 yorum:

Seyyah dedi ki...

pek takip edemiyorum yazılarını ama başlık dikkatimi çekti bi bakıyım dedim iyi etmişim

umarım öyle bi gün olur son günüm
umarım beni götürmeye geldiğinde , koluna girip giderim ,gülümseyerek :)

kasian dedi ki...

çok "benden" geldi bu satırlar... aynı çocuk filmini, (üstelik seninki gibi türkçe dublajını) benzer soğuk bi kütahya akşamında izlemiş ve çıktığımda kendimle yaptığım kaçamağın tesiriyle belki de, kulağımda "the do" ile sırıtarak gittim eve... ama seninkinden bi kaç hafta öncesiydi, tek fark buydu sanırım.

gülümsettin beni, hatırlattın beni, teşekkürler... :)

a.nur... dedi ki...

@Seyyah

Umarım, umarım öyle olur :)

a.nur... dedi ki...

@Kasian

Ben teşekkür ederim asıl:) Bir başka yerde, böyle bir şeyin yaşanmış olması mutlu etti beni...

Çocuk filmlerini seven, Türkçe dublajını izleyecek kadar seven birilerinin olması da..:)

kasian dedi ki...

zaten bence hiç de çocuk filmi değildi son film... :P :)

ama zaten çocukça olsa da izleyecektim. hala anime de izlerim zaten... :P

a.nur... dedi ki...

Bence hiçbiri çocuk filmi değil:P

Anime candır ki! :D

Azura dedi ki...

Ölsem ben de mutlu olurdum ve ben de buna benzer bir yazı yazacaktım. Kar ve yüzümdeki gülümseme. Öyle bir mutluluk duyuluyorsa ölündüğünde ben de mutlu olurdum. Bir kere de olsa bencillik yapardım belki de, yapıp son noktamı koyardım..

Onur dedi ki...

Serinin tamamını izledim, çocuk filmi denemez pek,tıpkı Yüzüklerin Efendisi gibi.Ama son filmin ilk bölümü muhteşemdi.Özellikle filmin içinde yer alan ölüm yadigarları masalı güzel anlatılmış.Finalin son bölümünü bekliyoruz artık.

Filmden çıkınca çok güzel bir frekans yakalamışsınız.E hava da güzel olunca...

Her zaman mutlu ve huzurlu olmanızı dilerim.İyi akşamlar.

kasian dedi ki...

anime de seviosan sen de cansın bence. :)