19 Aralık 2010 Pazar

Köşedeki Dükkan



Somewhere over the rainbow, way up high
There's a land that I heard of, once in a lullaby

Somewhere over the rainbow, skies are blue

And the dreams that you dare to dream

Really do come true*


Bir anda parlayıp yapmakta oldukları şeyi bırakıveren, hayallerinin peşinden giden insanlar vardır ya, ne güzeldir o insanlar... Birkaç kuruşun, yakası buruşmuş bir gururun peşinden gitmeyenler...

Yani aslında dünyaya bir kez geliyorsan, biraz risk almanın neresi kötü? Her şeyi orta halli yapmaya çalışıp "iyi kötü bir yaşamım olsun yeter" demenin neresi iyi? "Bizim kız bir öğretmen olsa yeter" diyen teyzeleri eleştiriyorum da, bir bakıyorum onların peşinden gidivermişim. Bir hayali sırf "hayal" adı altında tuttum diye çok imkansız bulmuşum. Oysa hayattı bu. İstediğimi, her konuda istediğimi yapmam gereken zaman değil de neydi? Yaşam standartlarımı yapacaktım da ne olacaktı? Bir ev, bir araba, bir eş, birkaç çocuk koyacaktım da geleceğin içine ne olacaktı? Bir işim olmasaydı, denediğim iş olmamış olsaydı da ne olacaktı? Ölecek miydim açlığımdan? Evde mi kalacaktım? Neydi ki derdim? Statü?

Ne istediğimi bilememiştim belki ben. Bilip söyleyememiştim. Şimdi bakıyorum da zaman çok çabuk geçiyor: Aralık, sonra yeni bir yıl daha...

- Hangi yıldayız?
- 2011.
-Ne zaman doğdun?
-1989

Bir yatıp kalkacağız sonra şu diyalog geçecek:

- Hangi yıldayız?
- 2020.
- 20 ve 20 ne güzel rast gelmiş değil mi?

Geçecek mi öyle bir diyalog sahi? Hep buraya ait değilim diyaloglarımı dinliyorsun ya hiç ait olduğum yeri dinlemedin, farkındasın değil mi? Çünkü söylediğimde çok seviveririm diye korkumdan anlatamıyorum onu. Kendime bile söyleyemiyorum. Belki bu dünyaya aitimdir de; bu şehre, bu ülkeye ait değilimdir, onu bile bilmiyorum. Çünkü ait olmadığımı bile bile o yerde yaşayacak kadar korkağım! Risk almayan, hayatını "rutin" biri olarak geçirmeye niyetlenmiş biriyim.

Çevremdeki insanlarla da alakalı belki bu. Onların yanında "ait hissetmiyorum" demek bile delice, şunu sevmiyorum demek şükürsüzce, farklı olan bir şey garip-çe... Şu halimle kabullenilme çabasındayken nasıl hayallerimden söz edebilirim ki? Şimdi her şeyi bırakıp bir başka yere yerleşebilecek kadar umursamaz olabileceğimden kime bahsedebilirim ki?

Oysa o en başta bahsettiğim insan kesimi var ya, işte onlar benim yerimde olsalar yaparlardı. Bulundukları yerde mutluluğu aramaktansa, mutluluğun olduğu yeri ararlardı, oraya giderlerdi. Belki sonu hüsran olurdu ya denememek de bir hüsran değil miydi? Hayatın bir köşesine kıstırılmış, zaman zaman ortaya çıkan dert yumakları değil miydi? İpleri karmaşık bir şekilde vücuduma dolanan, ruhumu sıkan...

Merhaba, ben yumakla oynarken her şeyi eline yüzüne bulaştırmış küçük kedi. Ben, küçük bir dünya kurmak isterken başkalarının dünyasına adapte olmaya çalışan bukalemunsu. Ben hayallerinden kaçarken hep ama hep hayallerine yakalanan minik hırsız. Ben, kendi hayallerini çalan ama dinleyemeyen müzisyen bozuntusu. Ben hayallerini hayali bir yere bile yazamayan blog yazarı bozuntusu.

Benim işte ben.

Peki ya sen? Sen kimsin?



*Şarkı : Harry Nilsson - Over The Rainbow (You've Got Mail soundtrack)

7 yorum:

Göçebe dedi ki...

Aileside dahil olmak üzere birçok kişi tarafından akademisyen olması beklenirken, üniversiteden mezun olduktan sonra tası tarağı toplayıp Afrika'ya giden sonra herkesin "yahu sen deli misin ? "demesine aldırış etmeden bir de orada oğlunu dünyaya getiren, Afrika'nın ardından nüfusu sadece 420.000 olan bir "adada " yaşadıktan sonra klostrofobik bir insan haline dönüşen, adadan sonra Roma'ya gelince Allah'tan eski haline dönen, sözlerini anlamadığı şarkılarda kendini bulan, bilmediği memleketlere gitmeyi ve daha önce hiç tatmadığı yemekleri yemeye bayılan, müşkülpesent bir göçebeyim!

Samantha Andrews dedi ki...

http://altinbilezikvekaleminafilisavasi.blogspot.com/2010/08/welcome-to-machine.html

http://whereugonnasleeptonight.blogspot.com/2010/10/gercekten-bahsedilesi-bir-hayatm-yok.html

a.nur... dedi ki...

@Göçebe

Evet, işte, senin gibi insanlara özeniyorum çok.

Nasıl oldu? Nerden esti? Neye güvenerek gidebildin merak ediyorum çok.

a.nur... dedi ki...

@Samantha

Bu yazıları gösterdin ya iyice çığırımdan çıktım :/

Onur dedi ki...

Mutluluğun, yeryüzünün herhangi bir yerinde ofisi filan yok.O senin içinde.Tüm yapman gereken onu dışarıya çıkarmak...

Sevgiyle...

DoDo dedi ki...

Son günlerde hissettiğim şey tam olarak böyle işte.

a.nur... dedi ki...

@Onur
Cesaretim yoksa ya?

@DoDo
Kimseler hissetmese böyle...