23 Ağustos 2014 Cumartesi

Kitap İçlerindeki Kameralı Kız - Dönüş

Ve işte o an, göğe doğru havalandı bir uçurtma.

Niye böyle yazdım bilmiyorum. Bir roman girişi gibi olsun istedim belki. Dışarıdan süzülüp ağaçlar, evler arasından geçerek bir evin penceresine doğru gelen kameranın sunduğu etkiye benzer bir kitap başlangıcı yapmak istedim. Hoş, bir romanın girişi nasıl olur onu bile bilmiyorum. Belki de uğraşsam bilebilirim ama yine de tereddütten yazamam. O kadar çok bilmiş insanla çevrili ki artık çevremiz, bir şey biliyorum demeye korkuyor insan. Bilmiyorum demeye de gerçi... Böyle bir çevrenin içinde tutunmaya çalışmak oldukça can sıkıcı.

Can sıkıcı demişken birçok can sıkıcı unsur türetebilirim sana. Her şey öyle bir hâle büründü artık. Kıyafet yarıştırmak çok can sıkıcı, düğünlerde süslü olmak zorunda olmak, süslü olunca kabul görmek can sıkıcı. Her okuduğu kitabın fotoğrafını çeken, her gittiği yerin reklamını yapan, her düzenlediği sofrayı çeken ve aşklarını pazara çıkarır gibi her anlarını fotograflayan insanlar da epey can sıkıcı bugünlerde. Sosyal medya can sıkıcı. Fotoğrafçı, yazar, kitap meraklısı, müzik canavarı, kahve delisi, sinemada kült filmlerden alıntılar yapan, entelektüel ama sevimli görünmek için de çırpınan o güruh oldukça can sıkıcı. Birileri bu kişilere bu saydıklarımın hepsini yapmak/sevmek zorunda olmadıklarını söylesin. Ya da baştan söyleyelim "harikasın!"diyelim ve kaybolsunlar. Uzak diyarlara doğru...

Kıskanıyorsun, diyorsun. Bunların hepsi olamadığım için mi? Sanırım bunların hiçbiri olmak istemiyorum. Sade, sapsade, alelade biri olmak istiyorum. Gösterişten uzak. Çılgın kalabalıktan uzak*. Ne güzel bir kitap ismi... Bugünlerde ara ara aklıma geliyor, kim yazmış onu bile bilmiyordum az önce bakana dek.

Yaz bitiyor. Yenileri gelip yine bitecek, belki de hiç gelmeyecek bir sonraki yaz.

Sonbaharı özledim, rüzgarı. Bazı insanları da çok özledim. Ara ara okulu da özlüyorum. İşte böyle bir yumak. El işi yapıyorum bu ara sık sık. Oturup İngilizce kelime öğrenmek yerine, her kelime için bir ilmek atıyorum ipliğe. Olası evim için kırlent motifler örüyorum renk renk. Sonra araba kullanmaya çalıştım birkaç kez, gaz ayarını yapamıyorum dur kalklarda. Ve bu yıl içerisinde beş altı kursa gitmeyi düşünüyorum: Dikiş, guaj boya, ev yemekleri, çikolata yapımı... Bize en yakın olanlardaki tüm kurslara yazılmaya talibim. Böyle bir açgözlülük işte. Bir, en fazla iki tanesine gidebilirim tabii. Yine de düşlemek güzel oluyor. Hı, bir de neydi seramik taşlardan resim yapımı mı ne kursu varmış, o da çok hoşuma gitti.

Uzun yıllar defalarca seyrettiğim filmler vardı: Pride and Prejudice, You've got Mail ve Amelie. Bunları seyretmeyeli ne çok olmuş, geçen gün oturup bunu düşündüm ve gece yarısı açıp sabaha dek izlemeyi kafamdan geçirdim, sonra yatıp uyudum.

İçimde bir şeyler değişiyor. Yani eskisi gibi değilim ve bu değişim de çok hoşuma gidiyor. Okulun verdiği çabuk sinirlenme hali dışında... Doğu görevim bitince yeni bir başlangıç yapmak istiyorum. Her koşulda bunu istiyorum. Tam istediğim şeyler o zaman olur belki. İnşallah olur.

Blogu özlemişim, yazmayı da. Bıraksalar -kim onlar?- on sayfa yazarmışım gibi. Bir dost tavsiyesi üzerine -ev taliplisi gibi oldu- gelmiştim, iyi yapmışım. Mutlu oldum, hatta çok iyi hissettirdi burada olmak. Şimdiye dek yazdığım günlükler hep canımı sıktı sonradan. Ama burası hep iyi geldi bana. İyi ki yapmışım'larını say desen belki blog hiç aklıma gelmez bile ama şu an için zirveye tırmanıyor. Gülücük, gülücük, gülücük işte tam buraya. Şuraya da bir tane!

Yarın kurabiye yapayım. Pasta kursu bulsam belki ona da giderdim.

Bir gün içime sinen bir evim olursa -hayır gösterişli değil, en aleladesinden- bize yatılı gelin.







*Thomas Hardy kitabı.

5 yorum:

Azura dedi ki...

Seni seviyorum. Ve sana mail mi atsam yoksa sms mi atsam diye düşünüyordum az önce. Sen ne dersin?

a. dedi ki...

Ben de!
Az önce yazdım bir cevap, bakalım ulaşmış mı? :)

Vela Mulino dedi ki...

dönüşü muhteşem olanlardansınız:)
iyi ki döndünüz..

Azura dedi ki...

;) ♥

a. dedi ki...

Teşekkür ederim Vela Mulino :)
Ben de sevindim döndüğüme.