12 Kasım 2015 Perşembe

Ortaya Karışık - 10


- Bazı kitapları ve filmleri sırf bitişleri güzel diye sevmişliğim olmuştur. O zamana kadar yaşanan her ne varsa -olanca sıradanlığıyla da olsa- anlam kazanır sonlarda ya da var olan anlam kaybolur basit bir sonla, bu sebeple sonlar önemlidir.

- Yeşilçam filmlerinde hep karşı tarafın iyiliğini düşünüp yalan söyleyen insanlara sinir olurdum, hâlâ oluyorum. Siz başkalarının iyiliğine olacak şeyi tayin etme yetkisinini kimden alıyorsunuz kuzum? Kayıtlara geçsin... "Bir gün herkes kendisi olsun."

- Bu aralar o kadar yoğunum ki, başımı kaldıracak zamanım yok; eğer ki görevlerimi yaparsam... Ama yapmıyorum işte. Yine de yoğunum. Cumartesi günümü de doldurdum. Sırf düşünmemek için, düşünmek iyi değil değil değil...

- Kelimelerle oynamak çok eğlenceli. Üç kez yazmak yazmak yazmak, bitişikyazmak, son heceyi üçlemekmekmek...

- Şimdiye kadar bunca düşünmenin saçımdaki birkaç beyaz telden başka bana ne yararı oldu (bu bir yarar mıdır sorusu akıllarda...), bunu düşünüyorum. Sonra bakıyorum bu iş kısır döngüye girecek, hepten bırakıyorum düşünmeyi. Merhaba hayvanlar alemi, size özeniyorum bazen!

- Hediye alasım var birilerine. Güzel şeyler bana gelin, beni bulun, sonra güzel insanlara gidin.

- Bir ara kedinin biri sürekli beni apartmanın kapısında ya da pencerede -ev giriş katında- bekliyordu. Bir gün feci şekilde ısrar etti içeri girmek için. Çok soğuk bir gündü, üşümüş olmalı diye içeri aldım. Sonra bir parça yiyecek koydum önüne. Bıraksam evin içine de girecekti. O kadar misafirperver olmadım. O gün apartmana pislemiş galiba. Ertesi gün kötü bir koku vardı apartmanda, kedi değildir o değildir dedim. Birkaç gün sonra da yöneticimiz başka bir şey için geldiğinde apartmana kedileri almayalım dedi, geçen gün bir tanesi girmiş de birkaç yere pislemiş. Ben de "ben hiç alır mıyım, kedi mi o da ne?" modunda tabii, dedim.

- Çok konuşmanın ya da hiç konuşmamanın arasını yapsınlar, acil lazım.

- Eskiden her şey güzel değildi. Bu cümleyi kurmayacağım. Eskiden kurmuşsam bile, artık kurmayı uygun bulmuyorum. Eskiden bazı şeyler çok kötüydü ve iyi ki onlar eskide kaldı. Ama blog dünyası eskiden güzeldi. Eski güzellerimizden...

- Kaybolmayan kalem yapsınlar, hemen alırım.

- Keşfedilmemiş çok iyi oyuncular olduğu doğru. Çok kötü biri olduğunu bilmesem (duymasam mı desem) dünya iyisi olduğunu zannedeceğim. Beni bile inandıracak olanlar var, gidip tebrik etmek geliyor içimden. "Ben böyle oyunculuk görmedim arkadaş!" derim ve elini sıkarım belki ya da sıkmam.


- Darcy, sen sadece bir roman karakterisin... Gerçek olamazsın... Buna inanabilsem.

- Başığa on yazdım ama kaçıncıyı yazdığım konusuna vakıf değilim.









3 yorum:

mithaD selim dedi ki...

ben de mesela bir filmi sırf başlangıcı güzel diye sevmiştim. (closer-2004)
keza yeşilçam filmlerine ilhami algör gibi ben de sadri'ye gıcıktım. çünkü; üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, sadri'nin bu mecburiyetlere, giden kisinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine.
lakin bu "ortaya karışık" yazının en enteresan yanı şu hediye meselesi. ben mi tuhafım diye düşünürken benimle benzer düşünceye sahip birine rast gelmek. enteresan işte. ama ve galiba mevsimsel bu durum :)
ve son tahlilde çok konuşmakla susmanın arası için kendimce bulduğum bir çözüm; yazmak. hep yazmak. çok yazmakmakmak :)

a. dedi ki...

Gülümseyerek okudum yorumu :)

Bşlangıçlar da anlamlı tabii ki, ben de bir filmi o yüzden çok seviyorum (Eternity and a Day)

Sadri'ye hiç gıcık olamadım ama İlhami Algör'ü pek sevmem. Sadri iyiydi ama karşı taraf kötüydü hep. İstemediği bir şeye kimi zorlayabilirsin ki... Gidene dur denir mi, gitmek istemiş bir kere, kalmak tercih edilememiş.

Hediye vermeyi hep sevdim, almaktan çok. Benzer olmak: Sevindirici. İnsanları mutlu etmek güzel, öyle değil mi...

Yazmak... Uzun zamandır yapmadığım bir eylemdi. Sanki geri dönüyorum. Peki beni kabul edecek mi?

makmakmak yine gülümsetti :)

mithaD selim dedi ki...

Eternity and a Day "kral" filmdir. filmler zaten hep güzeldir.
ve yazmak. ve hediye vermek.
istisnalar hariç üçünün zirvesi de aynı bana kalırsa. mutlu olmak.
o vakit durmayalım; izleyelim, yazalım, hediye verelim..
:)