25 Mart 2009 Çarşamba

Hikayelerin dili



Usluca idi, bir köşede, bir kıvrım, bir yastık, bir yorgan.
Sus pus idi, cümlesi ağzına tıkalı, puslu gözlere gizlenmiş.
Cesur idi, yalnız korkar olmuştu, ondan bundan, her şeyden.
Sıkılgan idi, içi sıkıldıkça sıkılır, genişlemek nedir bilmezdi, hep bir beden küçük giydirmişti hayallerini.

* * *
Pazar yeri, bir tezgah, bir oyuncak, bir lira, bir özlem dolu göz, bir istekle kıvrılmış ağız, bir yokluğu hisseden el, bir burkuluş içte.
Birkaç bakış daha, farklı zamanlar, farklı mekanlar, farklı satıcılar.
Birkaç bakış daha, aynı özlem, aynı istek, aynı çaresizlik.

* * *
Çocuk gider, çocuk ister, çocuk susar, çocuk bekler, çocuk bu: ağlar.

* * *
Arsız oldu, uzanmaması gereken dallara uzandı eli, tuttu, salmadı çoğu zaman.
Sesli oldu, cümleleri çıktı dışarı, geri alınmadı, alınmak istemedi.
Cesur oldu, yapışkan, eline yüzüne bulaşan.
Sıkılgan idi hala, bir beden büyük bulup giydiremedi.
O gün üşüdü hayalleri.

* * *

Zaman idi ,geçer idi, söz idi, gümüş idi, altın idi, o zaman.

* * *

Bir pazar, birden çok tezgah, birden çok oyuncak, birden çok çocuk, birden çok istek, özlem...
Bir pazar, bir arayış, bir yokluk, bir çocuk, bir kayıp.
Bir bulamayış.
Bir o oyuncak,bir başkası değil.
Bir o yok, bir başkası değil.

* * *
Bir şeyin yokluğunda bine katlanması durumu.

* * *
Çocuk pazara gitmez oldu.
Tezgahı, oyuncağı unutmadı.
Ara sıra pazar sepetine saklanıp, kıyısındaki küçük deliklerden baktı "var mı?" diye.
Yoktu, yahut vardı.
Kabullendi.
Parası yoktu.
Alacağı yoktu.
Vereceği yoktu.
İsteyen yoktu.
Çocuk vardı.
Oyuncak da vardı.

* * *
Uyandı, puslu gözlerinde yağmur vardı.
Sus pus olmadı, susuyordu, bilmedi neden.
Cesur değil, yorgundu, umursamazdı.
İçi sıkılmadı, hayallerdi işte, kabullendi, çıkarıp bir kenara koydu.
Hala onundular ama artık kendinden bir parçaymışçasına-gerçekmiş,gerçekleşecekmişçesine- yanında taşımayacaktı.

* * *
O gün hayalleri üşümedi.
O üşüdü.

3 yorum:

buraneros dedi ki...

''Usluca idi, bir köşede, bir kıvrım, bir yastık, bir yorgan.
Sus pus idi, cümlesi ağzına tıkalı, puslu gözlere gizlenmiş.''...Yazdım bir kenara:))Üç sayfa anlatılabilecek bir anı,duyguyu,hissedişi böylesine çakabilmek...Yetenek dedikleri şey bu işte...Ama emekle beslenmiş bir yetenek...Sonra tadını çıkara çıkara okumaya geleceğim yine...Kahvem elimde yoktu ve hızlı bir göz attım şimdilik:))

a.nur... dedi ki...

Yetenek, emek...Bunlar değildi, bir şeyi çok hissediş ve anlatıveriş. Yetenek ve emeğin her şeyde olduğuna inanıyorum fakat; hep içine giremiyorsun yazdığın şeyin... bu farklıydı... Öyle işte, biliyorum anladın:)

anka dedi ki...

o gün hayalleri üşümedi,o üşüdü.Kendine geliş.uyanış..çok güzel..sevgiler..